






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS), Yıl 2019 Sayı 15</title>
    <link>https://journalofsocial.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2042</link>
    <description>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ÇOCUKLARIN TELEVİZYONUN ZARARLI ETKİLERİNE KARŞI KORUNMASI</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61270</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61270</guid>
      <author>Ahmet ÇİFTÇİ,, Selay KÖROĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Teknolojik gelişmelerle beraber gelişen kitle iletişim araçlarının gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada kullanımı yaygınlaşmıştır. Yetişkinler kadar artık çocukların yaşamına da giren bu araçlar çocukları etki altına aldığı yadsınamaz bir gerçektir. Özellikle televizyonun her evde olması, göze kulağa hitap etmesi ve izleniyor olması çocukların televizyondan etkilenmesini kaçınılmaz kılmıştır. Söz konusu televizyon yayınlarında her zaman çocuklara yönelik programlar olmadığından televizyon yayınları çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Özellikle son zamanlarda televizyon dizilerinde şiddet öğesi barındıran sahnelerin çok fazla yer alması ve bu sahnelerin çocuğun ekran başındayken yayınlanması çocukların etkilenmesinin yanında şiddetin sıradanlaşmasına ve şiddete karşı çocuğun duyarsızlaşmasına da sebep olmaktadır. Şiddet sahneleri ile beraber diğer olumsuz içeriklerde çocuğun gelişimine zarar vermektedir. Bu doğrultuda yapılan birçok araştırma sonucu, televizyonun olumsuz içeriklerinin çocuğun gelişimine zarar verdiği yönündedir. Bu makalede televizyonun çocukların fiziksel, zihinsel, ahlâkî ve sosyal-duygusal gelişimlerini olumsuz etkileyen yönleri ortaya konulmuş ve irdelenmiştir. Ayrıca çocukları kitle iletişim araçlarının zararlarına karşı korumaya yönelik düzenlenen ulusal mevzuat hükümlerine yer verilmiştir. Bu doğrultuda ulusal mevzuat hükümleri çerçevesinde yayıncının sorumluluğu bulunmakla beraber yayıncının bu sorumluluğu yerine getirmeden yaptığı yayınlar çocuklar üzerinde derin izler bırakabilmektedir. Bu doğrultuda televizyonda gösterilen şiddet, kavga ve kullanılan argo dil ile sahnelerinin çocuklar tarafından da izlenileceği düşünülerek onların bu sahneleri izlemesine maruz bırakılmamasının önemine değinilmiştir. Bu makalede yayıncının toplumsal sorumluluk anlayışı içerisinde ve mevzuat hükümleri doğrultusunda yayın yapmasının önemine değinilerek, ebeveynlerin de çocukların televizyonun zararlı etkilerine karşı korunmasında üzerine düşen görevlerden bahsedilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TAŞIMACILIK SİSTEMLERİNE YÖNELİK BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61268</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61268</guid>
      <author>Sadettin PAKSOYSadettin PAKSOY,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de faaliyet gösteren taşımacılık sektörünü incelemek ve sektörün ülkemiz için önemini ortaya koymaktır. Çalışmada ikincil verilerden elde edilen bilgiler yorumlanarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye, ulaştırma ve taşımacılık (karayolu, havayolu, demiryolu, denizyolu ve boru hattı) sektöründe çok önemli avantajlara sahiptir. Bu avantajları iyi değerlendirebilmek için atılması gereken adımlar vardır. Bu adımlardan en önemlisi ulaştırma ve taşımacılık sektörü konusunda Milli politikalar oluşturulmalı ve bu sektörler Devlet tarafından desteklenmelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE KONUŞAN HALKLARIN KÜLTÜR VE SANAT YAPILARI</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61267</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61267</guid>
      <author>Sehrane KASIMI ALESKER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Antropolojik açıdan kısmen aynı türden kabul edilen Türkçe konuşan halklar-Nogay, Uygur, Adıgey, Kabardin, Karaçay, Balkar, Kumuk, Ahıska Türkleri, Osetin, İnguş, Çeçen, Kevsur vs., Büyük Kafkas Dağları’nın kuzeyinde, Karadeniz kıyılarından Hazar Denizi kıyılarına kadar uzanan bölgede yerleşmişlerdir. Batıda Adıgey (Şapsuglar, Abhazlar), Doğuda ise Dağıstan halkları (Avarlar, Darginler, Lezgiler) ismiyle meskunlaşmışlardır. Güney Kafkasya’da Oğuz tipleri-Azerbaycan Türkleri ve Türkmenler-Oğuzdan gelmelerdir. LezgiDilligruplarveKumuklarda Oğuztipindenkabuledilmektedir. Türk dillihalklarlistesindeolan, Azerbaycanlılar, AhıskaTürkleri-MeshetiTürkleri (Azerbaycan, Kırgızistan, RusiyaveKazakistan’da), Balkarlar, Karaçaylar, (Konya, Ankara, Sivas, Kayseri veEskişehir’de), Kumuklar (Dağıstan, Çeçenistan, Mozdok, Osetiya’da-Altay Ailesi), Nogayları, kikendilerine Karakalpak, Kazak da denir, (Dağıstan, Starvropol, Astrahan, Çeçenistan), çeşitli deportasyon ve sosyo-ekonomik değişiklikler sonucunda göç ve tehcirle bölgeye yerleşmişlerdir. Ortadoğu kültürü ile birlikte dünya kültürünün gelişiminde Türk kültürünün özel rolü ve önemi vardır. Türk kültürü ve sanatı çok eski tarihe sahiptir. Eski Osmanlı İmparatorluğu topraklarında çok sayıda mimari abide, bedii sanat, resim, minyatür sanat örnekleri, sadece Türkiye’de değil, aynı şekilde sınırlarından çok çok uzaklarda da ün kazanmıştır. XIV-XV. Yüzyılların ilk yarısından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nda yapı kültürü önemli ölçüde gelişmeye başladı. Mimariye Türkiye’nin milli sanat incileri ve milli sanat özellikleri de yansımıştır. Osmanlı mimarisinde Selçuklu geleneklerinin kendine özgü özellikleriyle birlikte, Bizans kültüründen de örnekler görünmekteydi. Dini mimarinin türünü, kare veya dikdörtken açık bahçelerin küçük kümbetlerle bağlanan bir veya iki katlı galerileri olan medreseler oluşturmaktaydı. Galerilerin içi genel balkona çıkan küçük odalar-hücrelerden oluşmaktaydı ki, burada da softalar, yani medrese öğrencileri barınmaktaydı. Duvardaki derin taçabenzer oyuklar ise, oditoryum görevi görmekteydi. Bu gibi medreselerin ilklerinden biri de XIV.yüzyılın ilk yarısına ait olan İznik Süleyman Paşa Medresesi‘dir. Dini mimarinin diğer türünü ortaçağda tüm Ortadoğuda rengarenk varyantlarda yapılan türbe-mozoleler oluşturmaktaydı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BORSA İSTANBUL HİSSE SENEDİ PİYASASINDAKİ KESİTSEL ANOMALİLER</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61260</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61260</guid>
      <author>Müge ÇETİNER,, Sevan AVEDİKYAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Etkin Pazar Hipotezi birçok araştırmacı tarafından sorgulanmıştır ve normalden bazı sapmaların olduğu görülmüştür. Bu tür sapmalara anomali ismi verilmiştir. Dönemsel anomaliler, kesitsel anomaliler, ekonomik faktörlere dayalı anomaliler, politik faktörlere dayalı anomaliler ve teknik anomaliler olmak üzere beş türü vardır. Kesitsel anomaliler belirli faktörlere göre hisse senedi getirilerinde ortaya çıkan farklılaşmalardır. Bu tez çalışmasında Fama ve Macbeth’in 1973 yılında ortaya koyduğu kesitsel regresyon analizi yöntemi ile kesitsel anomalilerin Ocak 2009 &amp;ndash; Aralık 2015 döneminde Borsa İstanbul Hisse Senedi Piyasasında mevcut olup olmadığı toplam piyasa değerlerine göre küçük firmalar, büyük firmalar ve tüm firmalar gruplarında incelenmiştir. Momentum ve piyasa değeri anomalilerinin tüm gruplarda mevcut olmadığı buna karşın piyasa değeri / defter değeri ve temettü verimi anomalilerinin ise tüm gruplarda mevcut olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca her üç grupta da temettü verimi etkisinin piyasa değeri / defter değerine göre kontrol edildiğinde her iki etkinin de mevcudiyetini koruduğu görülmüştür. Borsa İstanbul Hisse Senedi piyasasının etkin bir piyasa olmadığı da çalışmanın sonuçları arasında yer almaktadır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİLİS MASALLARINDA ESKİ KİLİS VE SOSYAL HAYAT</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61263</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61263</guid>
      <author>Hüseyin DOĞRAMACIOĞLU,</author>
      <description>Masallar halk kültür ve edebiyatının mahsulleridir. Bu bağlamda halkın sosyal hayatını yansıtan bir ayna görevi görürler. Bu sözlü kültür ürünleri içerisinde oluştukları toplumun örf, gelenek ve göreneklerini sözlü olarak içlerinde taşırlar. Nesilden nesile sözlü olarak aktarılagelen masallarda eski insanlarımızın yaşantılarını, toplumsal düzenlerini ve inanışlarını bulabiliriz. Bu bakımdan masallar kültürümüzün taşıyıcılarıdır. Kilis masalları yüzyıllardır bu yörede anlatılan ve yaşlılardan torunlara bırakılan bir mirastır. Hangi dönemden ve hangi insanlardan aktarılarak günümüze ulaştığı konusunda bilgi sahibi değiliz. Ancak çağları aşarak günümüze ulaşan bu masallar eski Kilis’i ve bu şehirde yaşayan insanları göstermesi yönüyle ilginçtirler. Ayrıca çağlar öncesinde yaşayan masal kahramanlarının sosyal statüleri ve yaşantıları eski Kilis’in sosyal hayatını yansıtması yönünden dikkat çekmektedirler. Eski neslin yaşantısı ve sosyal hayatı masalları toplumun bir aynası konumuna getirmektedir. Masallar bir yandan toplumun sosyal yapısını çizerken bir yandan da eski Kilis’in panoramasını bizlere çizmektedirler. Kilis masalları içerisinde anlatılan vakalar Kilis’in sosyal yapısı ile ilgili bizlere ipuçları vermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLİMLERİ DERSİ KAPSAMINDA TEKNOLOJİ UYGULAMALARI VE TASARIMINA İLİŞKİN ÖĞRETMEN ADAYLARININ GÖRÜŞLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61266</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61266</guid>
      <author>Eser ÜLTAY,; Ümmügülsüm BIYIKLI; Türkan SUNGUR; İbrahim TOPKARA , Nilgün AÇİCİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüzde eğitim öğretimde teknoloji uygulamalarının ve tasarımının önemi artmakta ve giderek önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, teknoloji okuryazarı bireyler yetiştirmek, temel eğitimin misyonları arasındadır. Bu çalışmada da, birinci ve dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan sınıf öğretmeni adaylarının fen bilimleri dersine yönelik teknoloji uygulamaları ve tasarımına ilişkin görüşlerini belirlemek ve karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çalışma 2017-2018 akademik yılı güz yarıyılında, Doğu Karadeniz bölgesindeki bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalında öğrenim görmekte olan, 15’i birinci, 15’i de dördüncü sınıf olmak üzere, gönüllü 30 öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma etiği çerçevesinde mülakata katılan sınıf öğretmeni adayları sırası ile K1, K2, ..., K30 şeklinde kodlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak araştırılan problemin bir yönünün derinlemesine ve kısa sürede çalışılmasına imkan sağlayan özel durum yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada veriler araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan sekiz temel sorunun yer aldığı yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile toplanmıştır. Mülakat sorularının görünüş ve kapsam geçerliğinin sağlanması için bir alan eğitimi uzmanına ve anlaşılırlık açısından da bir Türkçe dil uzmanına kontrol ettirilmiş olup, uzmanların görüşleri doğrultusunda gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Katılımcıların izinleri dahilinde ses kayıt cihazı ile toplanan veriler indirgemeler yapılarak, kritik cevaplar tablolar halinde sunulmuş ve katılımcı cevapları ham verilerle desteklenmiştir. Öğretmen adaylarının fen bilimleri dersi öğretim programı hakkında eksik bilgiye sahip oldukları sonucuna dayanarak, öğretmen adaylarına fen bilimleri dersi öğretim programı ile ilgili daha detaylı dersler verilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN GENÇLİK LİDERLİK ÖZELLİKLERİ İLE BENLİK SAYGISI VE ÖZGÜVEN ALGILARI ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61832</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61832</guid>
      <author>Barış ERPALABIYIK,, Veysel OKÇU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüven algıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Veri toplama aracı olarak “Gençlik Liderlik Özellikleri”, “Benlik Saygısı” ve “Özgüven” ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 öğretim yılında Siirt Üniversitesinde lisans düzeyindeki 7 fakülte ve 3 yüksekokulda öğrenim gören toplam 6322 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırma, çalışma evreninde üniversiteye devam eden toplam 1295 lisans öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS ve AMOS 22 programları kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki path analizi ile hesaplanmıtır. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin algılarına göre genel olarak gençlik liderlik özelliklerini iyi düzeyde sergiledikleri, yüksek düzeyde benlik saygısına sahip oldukları ve gençlerin özgüvenlerinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda, üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüvenleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan path analizi sonucunda ise, üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özelliklerinin hem benlik saygısını hem de özgüvenini arttırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte yapılan araştırma sonucunda, üniversiteye devam eden öğrencilerin benlik saygısı arttıkça özgüvenlerini de artabileceği tespit edilmiştir. Ayrıca gençlerin özgüvenleri üzerinde hem benlik saygısının hem de gençlik liderlik özelliklerinin pozitif yönde bir etki yaptığı, gençlik liderlik özelliklerinin özgüven üzerinde benlik saygısına göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİLLİ MÜCADELE BAŞLARKEN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VE RUS BOLŞEVİK CUMHURİYETİ (1336/1920)</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61262</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61262</guid>
      <author>M.Salih MERCAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Birinci Dünya Harbi sonunda Orta Avrupa devletleri arasında meydana gelen siyasi ayrışma ve eski Osmanlı İmparatorluğu’nda meydana gelen bazı değişim hareketleri, yeni bir takım cereyan ve şartların ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Sevr Muahedesi Türkiye’nin ölüm vesikası idi. Bu muahede ile İngiltere, Fransa, İtalya ve onların Balkanlardaki peyki Yunanistan arasında Osmanlı İmparatorluğu taksime uğruyordu. Padişah ve hükümeti sözde hâkim, fakat hakikatte müttefiklerin ve işgal ordularının esiri haline düşmüştü. Suriye ve Kilikya Fransız hâkimiyeti altına girmiştir. Mezopotamya bir İngiliz müstemlekesi olmuştu. İzmir bir Yunan vilayeti oluyordu. İtalyanlar Konya’yı nüfusları altına almaya çalışıyorlardı. İşte Damat Ferit Paşa’nın nüfus ve iktidardan mahrum olan İstanbul Hükümeti azalarına Sevr’de dikta ettirilen muahede, geriye kalan Türk topraklarının taksiminden başka bir şey değildi. On iki yılda devamlı muharebeler sonucunda fakir düşen ve harap olan Tük insanını hiç hesaba katmamışlardı. Fakat bu insanların birden bire toprakları, hayatları ve mukaddes değerleri için gösterdikleri şiddetli mukavemet düşmanları için beklenmeyen bir durum olmuştu. Milli Mücadeleyi zaferle sonuçlandıran yeni Türkiye, 1923Lozan Antlaşmasından itibaren dış politikasında tamamen barışsever bir yol tutmuştur. Eski ve büyük bir İmparatorluğun bir kısım toprakları üzerinde kurulmuş olan yeni Türk Devleti’nin, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da açarak işe başlamıştı. 2 Mayıs’ta İcra Vekilleri Heyetinin seçimi yapılmış ve on bir vekilden mürekkep Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti teşekkül etmişti. Bilfiil milletin mukadderatına sahip ve hâkim olan Büyük Millet Meclisi, harici siyasetin sevk ve idaresini de tabiatıyla bu İcra Vekilleri Heyetine tevdi edilmişti. Hariciye Vekâlet’ine Tokat Mebusu Bekir Sami Bey Tayin edilmişti. Sevr Antlaşması ile hürriyet ve istiklalimiz aleyhinde vermiş oldukları müthiş hüküm ve kararlarında ısrar eden İtilaf Devletleriyle Misak-ı Milli çerçevesi dâhilinde anlaşmanın ve bir itilafa varmanın mümkün olmayacağı artık anlaşılmıştı. Galip Devletlerin milli siyasetimize karşı almış oldukları vaziyet, tek kelime ile düşmanca idi. Bizim hayat hakkımızı, hürriyetimizi, istiklalimizi tanımak istemiyorlardı. Rusya’nın mukadderatına hâkim olan Bolşevikler, İtilaf Devletleri ile muhtelif cephelerde harp halinde bulunuyorlardı. Emperyalist ve kapitalistlerin boyunduruğundan kurtulmak için uğraşacak olan Şark milletlerine her türlü maddi ve manevi yardım yapacaklarını prensip olarak kabul ettiklerini cihan umumi efkârı önünde ilan etmişlerdi. Diğer taraftan Sivas Kongresi’nden (4 Eylül 1919) bir- iki ay sonra Sovyet Rusya Hükümeti’nin Kafkas Bolşevik orduları Başkumandanı bulunan ChalveEliava’yı Osmanlı İmparatorluğu’nun son durumunu incelemek üzere gizlice İstanbul’a göndermişti. ChalvaEliava, İstanbul’daki milli teşkilatımız vasıtasıyla Anadolu harekâtı ile temasa geçmiş, emperyalizm cephesi karşısında Türk Milli haklarını tamamıyla tanıyacaklarını, takviye edeceklerini ve süratle yardıma başlayacaklarını bildirmişti. Buna benzer bir başka hadisede bir müddet sonra Berlin’de olmuştu. Üçüncü Enternasyonalin ileri gelen şahsiyetlerinden biri olan Bolşevik muharriri Redek, o tarihte Berlin’de bulunan eski Sadrazam Talat Paşa’nın Anadolu milli hareketi ile yakın bir münasebeti olduğunu sanarak kendisiyle temasa geçmişti. Radek, eski Harbiye Nazırı Enver ve eski Bahriye Nazırı Cemal Paşaların Moskova’ya gönderilmesini, bu iki paşanın Anadolu harekâtına yardım etmeleri temin olunacağı vaadinde bulunmuştu. Enver ve Cemal paşalar çeşitli tarihlerde ve başka yollardan Berlin’den ayrılmışlardı. Cemal Paşa, arkadaşından daha önce Moskova’ya gitmişti. Türk resmi heyeti henüz yolda bulunuyordu. Rus Sovyet hükümetinin muhtelif yollardan Türkiye ile temas aramaları, hatta Anadolu İnkılabı ile ilgileri bulunmayan kimselerin Ankara namı hesabına müzakereye girişmeleri üzerine, bu temasları yalnız bir kanala toplamak, resmi ve yetkili şahıslarla müzakerelerin yapılması ve mümkün olan müsait şartlarla bir anlaşmaya varılması maksadıyla Moskova’ya bir murahhas heyeti gönderilmesi kararlaştırılmıştı. Hariciye Vekili Bekir Sami Bey’in başkanlığında murahhas heyeti İktisat Vekili Yusuf Kemal (Tengirşek), Doktor Miralay İbrahim Tali, (Öngören), Rize Mebusu Osman, Erkan-ı Harbiye Kaymakamı Seyfi (General Seyfi Düzgören) beylerden müteşekkildi.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE CUMHURBAŞKANI VE TBMM’NİN SEÇİMLERİ YENİLEME YETKİSİNE ANALİTİK BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61264</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61264</guid>
      <author>Cengiz GÜL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Her hükümet sistemi açısından, yasama ile yürütme erkleri arasında çıkan, ama üstesinden gelinemeyen uyuşmazlıkların yol açabileceği sistem içi tıkanmaların, demokratik bir usul ve yöntem çerçevesinde çözüme kavuşturulması zarureti bulunmaktadır. İşte Cumhurbaşkanlığı sisteminde de, farklı seçim süreçleriyle göreve gelen yürütme ile yasama erkleri arasında çıkabilecek ciddi uyuşmazlıkların bir tıkanmaya neden olmaması için öngörülen bir rasyonelleştirme aracı da, eşzamanlı yapılacak olan seçimlerin, bu erkler tarafından karşılıklı biçimde yenilenebilmesine fırsat tanınmasıdır. Yoksa saf başkanlık sisteminde yasama ile yürütme erkleri güvensizlik oyu ve fesih yoluyla birbirinin hukuki varlığına, erklerin karşılıklı bağımsızlığı sebebiyle, son verememekteydi. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle getirilen yeni düzenlemede, Cumhurbaşkanı ve Meclis, seçimlerin yenilenmesine birbirinden bağımsız olarak karar verebilmekte ve hangisi böyle bir karar alırsa da, birlikte seçime gitmek durumunda kalmaktadırlar. Daha doğrusu Cumhurbaşkanı gibi Meclis de, seçimleri yenilemek istediğinde, bu iki siyasal erkin birlikte seçime gitmeleri artık zorunluluk arz etmektedir. Başkanlık sistemine monte edilen bir rasyonelleştirme yöntemi olarak bu anayasal düzenlemenin, erklere ve özellikle Cumhurbaşkanına tek taraflı bir fesih yetkisi vermediği de ortadadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE MEDIATING ROLE OF ORGANIZATION CULTURE ON THE RELATIONSHIP BETWEEN EMOTIONAL INTELLIGENCE AND COMMUNICATION SKILLS : A SAMPLE OF HEALTH EMPLOYEES WHO WORK IN BOZYAKA TRAINING, RESEARCH AND KENT HOSPITALS</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61265</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61265</guid>
      <author>Yasin BARUT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Duygusal zekası yüksek olan bireyler, iletişim becerileri konusunda duygusal zekası düşük olanlara göre daha başarılıdırlar. Literatürdeki araştırmalar daha çok bu iki kavram arasındaki ilişkiye yoğunlaşmış, fakat bu ilişkide örgüt kültürünün etkili olabileceği göz ardı edilmiştir. Bu nedenle, bu araştırmada Duygusal zeka, iletişim becerileri ve örgüt kültürü kavramları teorik çerçevede incelenerek aralarındaki ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini İzmir ilindeki bir eğitim araştırma hastanesi ve bir özel hastanede görev yapan 613 sağlık çalışanı (hekim, hemşire, sağlık memuru ve ATT) oluşturmaktadır. Çalışmada kullanılan veri seti dört bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Hall tarafından geliştirilen Duygusal Zeka Ölçeği, Korkut’un İletişim Becerileri Ölçeği, Denison’ın Örgüt Kültürü ölçeği ve Demografik özelliklerdir. Elde edilen veriler öncelikle, SPSS 20.0 paket programına girilmiştir. Sonrasında Açıklayıcı Faktör Analizi yapılarak, Güvenilirlik analizi için Cronbach Alfa Katsayısına bakılmıştır. Ayrıca Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılarak, araştırmada kurulan kavramsal model “yapısal eşitlik modeli” (YEM) ile test edilmiştir. Sonuçta, araştırma duygusal zeka, iletişim becerileri ve örgüt kültürü arasında pozitif ve anlamlı ilişkileri desteklemiş ve örgüt kültürünün aracı rolü tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DANİMARKA VE YENİ ZELANDA’DA YEREL YÖNETİMLER: REFORM, YAPI VE MALİ SİSTEM ÜZERİNE GENEL BİR İNCELEME</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61269</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61269</guid>
      <author>Kadir Caner DOĞAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Danimarka ve Yeni Zelanda devletleri Anglo-Amerikan siyasi geleneğe sahip, özgürlükçü ve yerel yönetimlerin her zaman güçlü olarak kurgulandığı coğrafyalardır. Bu bakımdan bu devletlerde yerel yönetimler, bireysel hak ve özgürlükleri referans alan bir yapıya sahiptir. Bu çalışmada, Danimarka ve Yeni Zelanda devletlerinde özellikle 1980’li yıllardan sonra kamu yönetimindeki genel reformun bir parçası olarak son hali verilen yerel yönetimlerin yapı, reform ve mali sistemleri üzerinde genel bilgi verilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın yöntemi literatür taramasına dayalı içeriksel bir derleme olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak bakıldığında her iki devlette de yerel yönetimler, 1980’li yıllardan sonra görev ve hizmet kapasitesi artırılmış, mali olarak güçlü ve köklü idari birimlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FUTBOL SEYİRCİLERİNİN SİBER ZORBALIK DAVRANIŞLARININ İNCELENMESİ (FUTBOL TARAFTARI ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61271</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61271</guid>
      <author>Yasin KARACA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmada futbol seyircilerinin siber zorbalık davranışlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 futbol sezonu Türkiye Futbol Federasyonu süper ligde yer alan Yeni Malatyaspor, Spor Toto 1. Ligde yer alan Elazığspor, 3. Ligde yer alan Adıyaman 1954 spor takımlarını destekleyen rastgele örneklem yöntemiyle seçilmiş 612 futbol seyircisi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, kişisel bilgi formu ve spor seyircilerine yönelik araştırmacı tarafından geliştirilen, Spor seyircilerinin siber zorbalık davranışları ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, 13-17 yaş grubu seyircilerin zorbalık düzeylerinin diğer yaş grubundaki seyircilere göre yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet bakımından kadınların siber zorbalık puanlarının erkeklere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Eğitim düşük olan seyircilerin yüksek olan seyircilere göre siber zorbalık düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Bir taraftar derneğine üye olan seyircilerin olmayanlara göre siber zorbalık düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Seyircilerin maçları izleme sıklığı ve sosyal medya hesabına sahip olma durumlarına göre siber zorbalık düzeyleri arasında anlamlı yönde farklılıklar olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BÜYÜK BEŞ ENVANTERİ-35 TÜRKÇE FORMUNUN PSİKOMETRİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61272</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61272</guid>
      <author>Arkun TATAR,; Behmen ÇELİKBAŞ , Hüdanur ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada iki uçlu sıfatlardan ve 35 maddeden oluşan Büyük Beş Envanteri-35’in Türkçe’ye çeviri formunun psikometrik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda envanter, çalışmaya katılan 18-73 yaşları arasında 507 erkek, 546 kadın olmak üzere toplam 1053 kişiye uygulanmıştır. Çalışmada katılımcıların bir kısmına kriter bağıntılı geçerlik çalışması kapsamında Beş Faktör Kişilik Envanteri kısa formu uygulanmıştır. Yine katılımcıların bir kısmı, ilk uygulamadan iki hafta sonra tekrar test uygulaması için Büyük Beş Envanteri-35’i yeniden cevaplamışlardır. Elde edilen madde analizi sonuçlarına göre faktörlerde yer alan maddelerin, kendi faktörlerinde yüksek madde-ölçek toplam puan korelasyonu gösterdikleri görülmüştür. Faktörlerin iç tutarlılık güvenirlik katsayıları da Dışadönüklük için 0,83, Uyumluluk için 0,70, Sorumluluk için 0,80, Duygusal Denge için 0,66 ve Zeka için 0,75 olarak hesaplanmıştır. Test-tekrar test uygulamaları arası korelasyonlar ise faktörler için yine aynı sırayla 0,80, 0,60, 0,70, 0,72 ve 0,45 olarak belirlenmiştir. Envanterin yapısal geçerliliğinin test edilmesinde ise doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve envanterin yapısal olarak çok güçlü olmayan model uyumu gösterdiği görülmüştür. Envanterin Türkçe’ye çevrilen formunun çalışma kapsamında elde edilen psikometrik özelliklerine ilişkin sonuçlar ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİSTLERİN SEYAHAT MOTİVASYONLARI ve YÖRESEL MUTFAK TÜKETİMLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ İNCELEMEYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61833</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61833</guid>
      <author>Abdullah ÜLKÜ,; Seyit Ahmet SOLMAZ , Mahmut BARAKAZI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı turistlerin seyahatlerine karar verirken hangi motivasyon faktörlerinden etkilendiğini belirlemek ve seyahat motivasyonlarının yöresel yemek tüketim eğilimleri ile nasıl bir ilişkisi olduğunu açıklamaktır. Çalışmada analizler için SPSS programı kullanılmıştır. Çalışmanın örnekleminin belirlenmesinde kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve 247 anketten elde edilen veriler analiz edilmiştir. Toplanan veriler frekans analizi, faktör analizi, korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, yöresel mutfağı tüketme isteği ile bilgi ve deneyim edinme arasında; hoşça vakit geçirme ile yöresel mutfağı tüketme isteği arasında kuvvetli düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Alışveriş yapma faktörünün yöresel mutfağı öğrenme isteği üzerinde bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, bilgi ve deneyim edinme, hoşça vakit geçirme ve alışveriş yapma faktörlerinin de yöresel mutfağı tüketme isteği üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARATE ANTRENÖRÜ YILMAZ DESTEGÜL’ÜN TÜRK YAZILI BASININDA SUNUMU ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61274</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61274</guid>
      <author>Gökhan BAK,, Alparslan BAK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsan ihtiyaçları içerisinde önemli yer edinen spor olgusu yüzyıllardır birçok amaç için yapılmaktadır. Dünyada en çok uygulanan ve sevilen sosyal olgudur. Serbest zamanları değerlendirmek, sağlıklı kalmak, sosyalleşmek ve eğlenmek amaçlarıyla yapılmaktadır. Karate sporu, çok küçük yaşlardan itibaren yapılan bedensel, zihinsel ve sosyal birçok faydası bulunan bir spordur. Araştırmada, Cumhuriyet gazetesinde karate sporuna gönül vermiş Karate Antrenörü Yılmaz DESTEGÜL ile çıkan haberler fotoğraf unsurunun kullanılıp kullanılmadığına, yayımlandığı tarihe, sayfa numarasına ve başlığına göre ayrılarak, içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DUYGUSAL ZEKÂ VE İŞ GÖREN PERFORMANSININ DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLER İLE İLİŞKİSİ: MERSİN İLİNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61275</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61275</guid>
      <author>Onur Başar ÖZBOZKURT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma, iş görenlerin, duygusal zekâ düzeylerinin iş gören performansına etkisinin tespit edilmesi ve buna ek olarak, demografik değişkenlerin hem duygusal zekâ düzeyi hem de iş gören performansı üzerindeki etkisinin incelenerek gerek ilgili alanyazına gerekse iş yaşantısındaki uygulamalara katkıda bulunulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda, “Duygusal Zekâ” ve “İş Performansı” olmak üzere toplamda iki farklı ölçekten faydalanılmıştır. Buradan hareketle, araştırmaya 300 katılımcı dâhil edilerek anket uygulaması yoluyla veriler toplanmış olup; elde edilen verilerin, “SPSS 25.0” programı vasıtasıyla analizi gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda, duygusal zekâ ve iş performansı arasında anlamlı bir ilişkinin varlığınının olup olmadığını incelemek için Pearson Korelasyon Analizi’nden yararlanılmış; duygusal zekâ ve iş performansının demografik değişkenler ile olan ilişkisini tespit etmek amacıyla ise T Testi ve Tek Yönlü ANOVA Testi kullanılmıştır. Gerçekleştirilen analiz sonucunda, duygusal zekâ ile iş performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenler incelendiğinde, bir taraftan, eğitim durumunun, duygusal zekâ ve iş performansı üzerinde anlamlı bir farklılığa sahip olduğu; diğer taraftan ise yaş, cinsiyet ve medeni durum etmenlerinin istatiksel olarak anlamlı bir farklılığının bulunmadığı sonucu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


