






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS), Yıl 2020 Sayı 24</title>
    <link>https://journalofsocial.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2051</link>
    <description>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>“İNSANSIZ HAVA ARAÇLARININ MUHAREBE - SAVUNMA ALANINDA KULLANIMI VE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE, İNSANSIZ HAVA ARAÇLARININ ETKİSİ”</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61378</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61378</guid>
      <author>Yunus Emre TANSÜ,, Sait KATRANCI</author>
      <description>Değişen gelişen ve küreselleşen dünya coğrafyasında, ülkelerin savaş, savunma ve güvenlik alanlarında ki aldığı tedbirlerde, değişime paralel her gün güncellenmektedir. Bilişim alanındaki teknolojik yenilikler, yapay zekâ ve robotik mühendislik konusunda son 8-10 yıl içindeki hızlı değişim, insansız sistemleri hayal ürünü olmaktan çıkarmış ve günümüz muharebe sahalarının içine sokmuştur. Bu bağlamda muharebe sahalarında alınan tedbirlerin en başında insan kaynaklı savaş ve savunma teknolojisi yerini insansız savaş aletlerine bırakmaktadır. Gelişen teknoloji sayesinde karada ve havada kullanılan çeşitli ihtiyaçlara karşılık veren insansız araçların üretimini arttırmıştır. Bu araçlar içerisinde öne çıkanlar ise insansız hava araçlarıdır (İHA). İnsan hayatının; gelişmiş dünya devletlerinde öncelikli hale gelmesi insansız araçlarının kullanımını daha da önemli hale getirmiştir. Bu kapsamda gerek savaş-savunma alanında, gerekse istihbarat ve bilgi toplama alanında insansız hava araçlarının kullanımı artmıştır. Dahası, insanlığın yüzyıllardır harp icra etme yöntemleri ve muharebe sahalarına yönelik algısı büyük bir dönüşümün eşiğindedir. Bu değişim küreselleşen dünyanın farklı bölgelerinde vuku bulmaktadır. Dünyada olan değişime, gelişmekte olan dünya ülkeleri arasında ilk sıralar da bulunan ülkemiz siyasi-askeri karar alıcılarla beraber savunma sanayi alanında insansız sistemler konusunda kayıtsız kalmamış, son yıllarda gelişim gözle görülür seviye de artmıştır. Türkiye’de insansız hava araçlarının modernizasyonu ve gelişimini zaruri kılan etkenlerin başında bulunduğu coğrafya en önemli faktördür. Bununla beraber bir sonraki atılım jeopolitik atılımın öncülüğünü yapma yolunda, bu öncülüğü bir fırsat olarak görmesidir. İnsansız hava araçlarının geliştirilmesi ve bu coğrafya da üreten ülkeler arasında bulunması, Türkiye’nin muharebe sahasında çok büyük avantaj elde etmesine imkân sağlayacaktır. Bunlarla beraber üretilen İHA ların, muharebe alanında ki kullanımına ek olarak; sınır kontrolü, kaçakçılık, keşif, taktik keşif ve gözetleme, özel operasyonlar ve psikolojik harekât, mayın arama ve imha, kimyasal biyolojik ve radyolojik tarama gibi faaliyetlerde de kullanım alanları mevcuttur. Bu mevcut imkanlara yönelik, insansız hava araçlarının Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine dahil edilmesi ve diğer savunma sistemlerine entegre edilmesi sahada üstünlüğü sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİLENEBİLİR ENERJİ TÜKETİMİNİN BELİRLEYİCİLERİ ÜZERİNE PANEL VERİ ANALİZİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61376</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61376</guid>
      <author>Zeynep ERDİNÇ,, Gökçen AYDINBAŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;ÖZET Geçmişten günümüze enerji, özellikle gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için gerek politik gerekse ekonomik anlamda önemini korumaktadır. Nüfusun hızla artması ve buna bağlı olarak da mevcut enerji kaynaklarının tükenmeye başlaması, bu ülkelerin alternatif enerji kaynaklarına yönelmelerine neden olmuştur. Bir enerji kaynağının tüketilmesi ve sürekli bir şekilde kendini yenilemesi, yenilenebilir enerji kavramını gündeme getirmiştir. Tam da bu noktada yenilenebilir enerji kaynakları, ekonomi literatüründe üzerinde durulması gereken bir unsur haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, seçilmiş 16 ülkenin 2000-2018 dönemine ait yıllık verileriyle yenilenebilir enerji tüketiminin belirleyicileri panel veri analiz yöntemi kullanılarak incelenmesidir. Çalışmada; Dünya Bankası, Dünya Genelinde Yönetişim Göstergeleri ve BP İstatistiksel Dünya Enerji İncelemesi resmi sitelerinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu çalışmada, bağımlı değişken olarak yenilenebilir enerji tüketimi; bağımsız değişken olarak ise GSYH, genel hükümet nihai tüketim harcamaları, CO2 emisyonu, hukukun üstünlüğü endeksi, doğrudan yabancı yatırımlar ve işgücü (miktar olarak) belirtilerek analize dâhil edilmiştir. Çalışmada, yenilenebilir enerji tüketiminde belirleyici faktörlerin incelenmesi için sabit etkiler ile tesadüfi etkiler modelleri ve GMM modeli karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Analizde elde edilen tahmin sonuçlarına bağlı olarak bu değişkenlerin yenilenebilir enerji tüketimine etkileri yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇAĞDAŞ SERAMİK SANATINDA İŞLEV</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61377</guid>
      <author>Yeşim ZÜMRÜT,, Samet AYGÜN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Temel ihtiyaca yönelik üretilmiş seramiklerin ilk örneklerine rastladığımız neolitik dönemden 20.yüzyılın başlarına kadarki süreçte seramik, çoğunlukla pratik işleviyle ön planda olmuştur. Fakat Endüstri devrimiyle birlikte değişen üretim sistemleri ve üretilen seramiklerin estetik kaygılardan uzak oluşu, Arts and Crafts (İngiltere) hareketi başta olmak üzere birbiri ardına pek çok hareketin doğuşuna yol açmıştır. Bunlardan biri olan Bauhaus hareketinde pratik, estetik ve sembolik işlevin sorgulanması, estetik kaygılarla tasarlanan işlevsel formların üretilmesine de destek olmuştur. Seramiğin; Duchamp gibi farklı disiplinde bir sanatçının elinde, herhangi bir işlevsel kaygı olmaksızın sadece yaratıcı gücün kurallarıyla özgürce tasarlanması, hazır-yapım bir sanat nesnesi olarak yorumlanması, birçok seramik sanatçısına yön vermiş, 1960 sonrası Postmodern süreçte, seramik sanatçılarının işlevsel kaygılardan uzak formlar üretmelerine katkı sağlamıştır. Düşüncenin öncül işlevin ardıl olduğu bu dönemde, pratik ve sembolik işlevden ziyade, estetik işlevin ön plana çıktığı, kişisel, sosyal, toplumsal ve/veya politik söylemi olan seramikler üretilmiş, Paul Scott gibi bazı çağdaş seramik sanatçıları bu yaklaşımın öncüleri olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NADİR TOPRAK ELEMENTLERİNİN SOSYO/KÜLTÜREL EKONOMİK VE TEKNOLOJİK GELİŞMELERLE İLİŞKİSİNİN N-GRAM ANALİZİ İLE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61846</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61846</guid>
      <author>M. Nuri URAL,; Alaaddin VURAL , Ali ÇİFTÇİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Retrospektif nitelikli çalışmalar için çok elverişli bir istatistiksel yöntem olan n-gram analiz yöntemi değişik bilim alanlarında giderek daha yaygın kullanım imkânı bulmaktadır. Bu çalışmada n-gram analizi ile önemli bir hammadde kaynağı olan nadir toprak elementlerinin (NTE) literatürde kullanım oranlarındaki zamana bağlı değişim ele alınmıştır. Bu çalışmayla söz konusu değişimi etkileyen/bu değişimden etkilenen siyasal/sosyal/ekonomik olayların ilişkisinin n-gram analizi ile incelenmesi amaçlanmıştır. Elimizdeki çalışmada NTE kavramı öncelikle tek başına ele alınarak analiz gerçekleştirilmiş, sonrasında da NTE grubu içinde yer alan her bir element ayrıca tek başına analiz edilmiştir. Yttrium (Y) elementi de gerek kullanım amacı gerekse davranış benzerliği nedeniyle NTE ile birlikte değerlendirildiği için n-gram analizine dâhil edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçları birlikte değerlendirilmiş ve analiz verileri ile siyasal/sosyal/ekonomik olayların paralellikleri incelenmiştir. Analiz sonuçları ile siyasal/sosyal/ekonomik olaylar arasındaki ilişkilerinin anlamlı olup olmadığı araştırılmıştır. N-gram analizi sonucunda 1900’lü yıllara kadar neredeyse literatürde NTE’nin hiç yer almadıkları görülmüştür. Elementlerin keşfi ve teknolojide kullanımının arttığı dönemle paralel bir şekilde NTE’lerin literatürdeki kullanımları da artma göstermiştir. 1920’lere kadar yavaş bir eğilimle yükseliş gösterirken, 1920’lerden sonra yüksek oranda bir artış görülmüştür. Ekonomik durağanlıklarla birlikte kısmi düşmeler gösterse de artma eğilimi hiç değişmemiştir. 1960’larda bilişim teknolojilerinin gelişimiyle NTE’nin kullanımın ciddi bir artış sonrasında, bir miktar düşüş göstermiş, yüksek teknolojik ürünlerin icadı, kullanım yaygınlığı ile birlikte artış sürmüştür. Bunların yerine alternatif hammaddelerin de kullanılması ve Çin’in önemli bir üretici olması ve bu gücü manipülasyonlarda kullanmaya başlamasının da sonucu olarak 2000’li yıllardan sonra bir miktar düşme eğilimi görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLİMLERİ DERSİNDE TEKNOLOJİ TASARIMI VE UYGULAMALARINA YÖNELİK ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61847</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61847</guid>
      <author>Rabiye DURMUŞ,; Battal Gazi KURTARAN , Eser ÜLTAY</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilerin, fen bilimleri dersi kapsamında teknoloji tasarımı ve teknoloji uygulamalarına yönelik görüşlerinin belirlenmesidir. Ayrıca bu araştırmanın, teknoloji tasarımı ve uygulamaları ile ilgili çalışmaların literatürdeki eksikliği göz önünde bulundurulduğunda, gelecekte fen bilimleri dersi ile ilgili yapılacak çalışmalara kaynak olabileceği umulmaktadır. Özel durum yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan yedi açık uçlu sorunun yer aldığı tarama formu tekniğiyle toplanmıştır. Uygulama sonrasında elde edilen verilere göre temalar oluşturulmuş ve temalara ait frekanslar belirlenmiş olup tablolar halinde sunulmuştur. Elde edilen veriler neticesinde, öğrencilerin derslerde teknoloji tasarımı ve uygulamalarında, daha çok bilgisayar ve projeksiyon cihazı kullandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca günlük hayatta kullanılabilecek ve fayda sağlayabilecek ürünler tasarlamak istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ancak okullarında laboratuvar olmaması, deney yapmaya istekli olan öğrencilerde, fen bilimleri dersine karşı olumsuz tutum geliştirmelerine sebep olabilecektir. Bu sebeple laboratuvar odalarının oluşturulması ve gerekli malzemeleri sağlanarak öğrencilerin uygulamalı olarak eğitim alması önerilerinde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİ, SİYASAL VE BİLİMSEL BİR TANIK OLARAK SOSYOLOJİ: OSMANLI İMPARATORLUĞU ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61382</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61382</guid>
      <author>Orhan BİNGÖL,</author>
      <description>Sosyolojinin öteden beri tarih ve siyasetle ilgisi vardır. Kültürel bir bilim olarak sosyoloji bu ikisine ilişkin gelişmelere hem şahit olmakta hem de onlarla etkileşimler kurmaktadır. Sosyolojinin siyasetle arasındaki alışverişler önemli bir tarihi gerçeklikken, söz konusu durum, bilimsel açıdan daha tartışılmalı durmaktadır. Bunun açık örneklerinden birine Osmanlı İmparatorluğu’nda rastlanmaktadır. İmparatorluğun yakın tarihi ve siyaseti ile sosyolojisinin gelişimi, kurumsallaşması ve işlevleri arasında direkt bağlar bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇALIŞANLARIN ÖRGÜTSEL DEMOKRASİ ALGILARININ ÖRGÜTSEL MUHALEFET DAVRANIŞINA ETKİSİ: BİR ALAN ARAŞTIRMASI</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61388</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61388</guid>
      <author>Mehmet YILDIRIM,, Mehmet DENİZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı, çalışanların örgütsel demokrasi algılarının, örgütsel muhalefet davranışlarına etkisini belirlemektir. Araştırma sorunsalını çözümlemek amacıyla nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya veri toplamak için anket tekniğinden faydalanılmıştır. Kullanılan anket formu, iki ölçek ile örneklemin demografik yapısını belirlemeye yönelik soru formu olmak üzere üç temel bölümden oluşmaktadır. Anketler, Nisan 2019 ile Haziran 2019 tarihleri arasında uygulanmış ve 252 kişilik bir örnekleme ulaşılmıştır. Katılımcıların örgütsel demokrasiye ilişkin algısını ölçmek amacıyla, katılım-eleştiri, şeffaflık, adalet, eşitlik ve hesap verebilirlik boyutlarından oluşan ve Geçkil ve Tikici tarafından geliştirilen örgütsel demokrasi ölçeği kullanılmıştır. Örgütsel muhalefet olgusunun ölçümü için ise Kassing tarafından geliştirilmiş olan ve dikey, yatay ve dışsal muhalefet olmak üzere üç boyuttan oluşan örgütsel muhalefet ölçeği kullanılmıştır. Her iki ölçeğin de geçerlilik ve güvenilirlik analizlerinden elde edilen sonuçlar kabul edilebilir sınırlar içerisindedir. Araştırmanın birinci bölümünde demokrasi ve örgütsel demokrasi kavramları üzerinde durulmuş, ikinci bölümde örgütsel muhalefet kavramı ele alınmış ve üçüncü bölümde ise ulusal bir şirketin bir bölge müdürlüğünde gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına yer verilmiştir Araştırma sonuçlarına göre, örgütsel demokrasinin alt boyutları arasında en yüksek ortalamaya sahip olanın şeffaflık olduğu, en düşük ortalamaya sahip olanın ise adalet olduğu; bununla birlikte tüm boyutların orta düzeyde ortalamalara sahip olduğu görülmüştür. Buradan, demokrasiyi oluşturan unsurların, işletmede orta seviyede varlık gösterdikleri anlaşılmaktadır. Araştırmaya katılanların en fazla tercih ettikleri muhalefet stratejisinin ise dikey muhalefet, en az tercih ettikleri stratejinin ise dışsal muhalefet olduğu; bununla birlikte çalışanların orta düzeyde bir muhalefet davranışı sergiledikleri sonucu elde edilmiştir. Değişkenler arasındaki yol analizi, örgütsel demokrasinin örgütsel muhalefeti etkilemediğini ortaya koymaktadır. Alt boyutlar arasında oluşturulan yapısal eşitlik modeli sonuçlarına göre, katılım-eleştiri boyutunun dikey ve yatay muhalefet boyutlarını negatif yönde etkilediği görülmüştür. Şeffaflık alt boyutunun, dikey ile dışsal muhalefet boyutunu negatif yönde etkilediği, adalet alt boyutunun, dikey ve yatay muhalefeti negatif yönde etkilediği.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ MEDYA OKURYAZARLIĞI</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61848</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61848</guid>
      <author>Mevlüt ALTINTOP,; Gökhan BAK , Alparslan BAK</author>
      <description>Medyanın toplum üzerindeki etkisi tartışılmaz bir gerçektir. Bu etkiyi kurgulanmış iletiler üzerinden sağlamaktadır. Medya iletileri yalnızca bilgilendirme sağlayan haberler olarak değerlendirilmemelidir. Güç ve çıkar odakları medya aracılığıyla kamuoyuna siyasi ve ideolojik mesajlar vermektedir. Bu mesajları doğru okuyabilmek, anlayabilmek, analiz edebilmek ve yorumlayabilmek için medya okuryazarlığı kavramı oluşturulmuştur. Medya okuryazarlığı tarihsel açıdan yeni bir olgudur. Geleneksel medyanın topluma ilettiği mesajların içeriğini çözümlemeyi amaçlamaktadır. Teknolojik gelişmeler artık geleneksel medyanın yerini yeni medyanın almasını sağlamıştır. Dolayısıyla yeni medya üzerinden topluma sunulan mesajların çözümlenmesi gerekmektedir. Bu çok önemli bir olgudur çünkü dijital medyanın kısa zamandaki gelişimi ve etkisi geleneksel medyadan daha ileri seviyeye ulaşmıştır. Bu çalışma, geleneksel medya okuryazarlığının ötesinde yeni medya okuryazarlığının hem akademik karşılığını saptamak hem de toplumsal farkındalığını oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR MARUZATIM VAR PADİŞAHIM: KOLAĞASI MEHMED TEVFİK’İN SULTAN II. ABDÜLHAMİD’E SUNDUĞU BİR LAYİHA</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61384</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61384</guid>
      <author>İsmet SARIBAL,</author>
      <description>Sultan II. Abdülhamid, iktidarının ilk yıllarında ülkeyi içinde bulunduğu zor durumdan çıkarmak için devlet adamlarından ıslahat layihaları yazmalarını istemiş, bu çerçevede yüzlerce devlet adamı bilgi ve görgüleri dâhilinde lâyiha yazarak Sultan’a arz etmişti. II. Abdülhamid’e lâyiha yazanlardan biri son dönem Osmanlı tarihçilerinden ve askerî eğitimcilerinden Fatihli Mehmed Tevfik Paşa’ydı. Paşa, kolağası rütbesindeyken kaleme aldığı lâyihasında yaklaşık iki buçuk yıllık bir süreçte Anadolu’da karşılaştığı devlet idaresindeki, ordudaki aksaklıkları ve bunlara dair çözüm önerilerini anlatmaya çalışmıştı. Paşa’nın üzerinde durduğu en önemli husus Ermeni meselesiydi. Eğer tedbir alınmaz ise ileride bu meselenin devletin başına daha büyük gaileler açacağı kanaatindeydi. Paşa, özellikle Ermeni ve Rum mekteplerinde gençlere verilen tarih eğitiminin ortaya çıkaracağı mahzurlara değinmiş, gördüğü eksiklik üzerine İstanbul’a döndüğünde milli bir tarih bilinci oluşturmak için bütün Osmanlı gençlerinin okuyup anlayabileceği bir Osmanlı tarihi yazmıştı. Bu kitap uzun yıllar askeri idadilerde ders kitabı olarak okutulmuştu. Paşa’nın bu gayretkeşliği Sultan tarafından fark edilmiş, kısa süreli bir yurtdışı görevinden sonra Paşa Maiyyet-i Seniyyeye yani doğrudan Sultan’ın emrine girmişti. Ermeni meselesinin 1895’te büyük çaplı bir isyana dönüşmesi Paşa’nın kariyerinin yönünü değiştirdi. Paris’teyken bu isyan sonrasında adını duyuran İttihad ve Terakki Cemiyetinin “Vatan Tehlikede” adlı ilk risalesini yazdı. Her ne kadar risaleyi yazarken adını gizlediyse de İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra tutuklanacağından endişe ederek yurt dışına gitti ve II. Meşrutiyet’in ilanına kadar da dönmedi. Bu çalışmada önemli bir tarihi kişilik olan Paşa’nın özellikle Ermeni meselesi ve 4. ordunun durumuyla ilgili önemli veriler içeren lâyihası değerlendirilecektir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


