






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS), Yıl 2020 Sayı 29</title>
    <link>https://journalofsocial.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2056</link>
    <description>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>HEMŞİRELERİN PROFESYONEL HEMŞİRELİK DEĞER ALGISININ YAŞLI HASTA BAKIMI ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61854</guid>
      <author>Derya ESENKAYA,, Azize AYDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma hemşirelerin profesyonellik değerlerini ve bunun yaşlı hasta bakımına etkisinin belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma, Yozgat ilinde, Yozgat Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 01 Ekim- 01 Kasım 2019 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmaya araştırmanın yapıldığı tarihler arasında izinli veya raporlu olmayan ve gönüllü olan 207 hemşire katıldı. Verilerin toplanmasında “Hemşireleri Tanıtım Formu” ve “Hemşirelerin Profesyonellik Değerleri Ölçeği” kullanıldı. Veriler, SPSS 22.0 paket programında sayı, yüzde, ortalama, t-testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testi kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin çoğunun kadın, bekar, genç, lisans mezunu olduğu ve çekirdek ailede yaşadığı, yaşlı bireyle yaşamadığı, çocuk sahibi olmadığı belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularından, ölçek toplam puanının ortalamanın üzerinde (119,73&amp;plusmn;19,34) olduğu belirlenmiştir. Ölçekten elde edilen en yüksek alt boyut puanının ise &amp;#39;&amp;#39;Otonomi&amp;#39;&amp;#39; (12,96&amp;plusmn;2,50) olduğu belirlenmiştir. Ölçek genel ve alt boyut ortalamalarının demografik özelliklerle karşılaştırılmasında eğitim değişkeni arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu saptanmış; diğer demografik ve sosyal yaşamına ait özellikler arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olmadığı bulunmuştur. Çalışmamızda profesyonel değerleri yüksek hemşirelerin yaşlı hasta ile ilgili genel kanılarının olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİLENEBİLİR ENERJİ VE KARBONDİOKSİT (CO2) EMİSYONUN BÜYÜME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: MENA ÜLKELERİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61436</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61436</guid>
      <author>Tuba KARABULUT,, Tuğba KOYUNCU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;MENA ülkeleri fosil yakıt kaynakları yönünden oldukça zengindir. Son zamanlarda karbondioksit salınımlarını azaltmak için alternatif enerji kaynağı olarak yenilenebilir enerji ön plana çıkmaktadır. Özellikle fosil yakıt kaynakları açısından zengin olan bu ülkeler sürdürülebilirliğin sağlanmasında ne durumda olduğu gözlemlenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle çalışmada 11 MENA ülkesinin 1992-2014 yılları arasında ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji tüketimi ve karbondioksit (CO2) emisyonları arasındaki ilişki incelenmektedir. Çalışmada panel veri analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu nedenle Pedroni eşbütünleşme testi uygulamış olup, uzun dönem katsayıların tahmini için pedroni FMOLS ve DOLS yöntemleri uygulanmıştır. Dumitrescu Hurlin panel granger nedensellik analizi ile değişkenlerin yönü belirlenmiştir. Analiz sonucunda değişkenler arasında tek yönlü ilişki tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 (Sars-CoV2) SÜRECİNİN ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ ANLAMAYA YÖNELİK NİTEL BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61437</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61437</guid>
      <author>Dolunay ŞENOLDolunay ŞENOL,, Aşkın TAŞTAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çin’in Wuhan kentinde Aralık 2019’da ortaya çıkan ve Corona virüs ailesinden yeni bir Corona virüsün sebep olduğu salgın bir hastalık olan Covid-19 (Sars-CoV2) kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12 Mart 2020 tarihinde Pandemi olarak ilan edilmiştir. Türkiye’de 10 Mart 2020 tarihinde ilk vakanın görülmesinin ardından, pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de alınan tedbirler kapsamında, hem ilköğretim okulları hem de üniversiteler tatil edilmiştir. Üniversite öğrencileri gerek yaş gerek ise de içinde bulundukları şartlar açısından ilköğretim öğrencilerinden farklı özellikler ortaya koyan bir grup oluşturmaktadırlar. Bu grup, gençlik dönemin özellikleri göstermekle birlikte, üniversiteyi kazanmaları ile birlikte bir ölçüde özerkliklerini ilan ederek kendi ayakları üzerinde durmaya başlamakta, kendi yaşam şekillerini kurmaya çalışmaktadır. Ancak hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkan yeni durum, onların evlerine dönmeleri ve yeni hayatlarına ara vermelerini de beraberinde getirdi. Çalışmada, pandemi sürecinde evlerine dönen üniversite gençlerinin bu süreçten nasıl etkilendikleri ve tarihe tanıklık ettikleri bu süreci nasıl değerlendirdikleri sosyolojik bir bakış açısıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın hem ailelere hem de üniversite yöneticilerine gençlerin süreç ile ilgili düşüncelerini anlamalarına ışık tutması beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VECİZ SÖZLER KAPSAMINDA EĞİTİMİN TEMEL PRENSİPLERİ VE BU BAĞLAMDA GÜNÜMÜZ EĞİTİM SORUNLARINA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61442</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61442</guid>
      <author>Mustafa ARSLAN,, Cemal ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Toplumların tarihin derinliklerinden getirdikleri tecrübeleri onların geleceklerine doğrudan yön vermektedir. Bu birikimlerin bir çoğu toplumların içinden çıkan entelektüel insanlar tarafından sözcüklere dökülerek zaman içerisinde nesillerden nesillere aktarılmıştır. Toplumların en temel gündemlerinden biride eğitim olduğu için bu alana yönelik söylenmiş veciz sözlerin oranı hayli yüksektir. Birçok insan eğitim hayatına bu veciz sözlerden ilham alarak yön vermiştir. Dünyaca tanınan aydınlardan Eflatun, Sokrates, Albert Einstein, Bernard Shaw, Aristo, Hz. Ali, Cervantes, Galileo Galilei, Konfüçyus, Montaigne, Atatürk, Platon, Mark Twain, Friedrich Nietzsche’ye ait onlarca eğitimle ilgili veciz söze rastlamak mümkündür. Çalışmanın amacı, geçmişten günümüze dünyadaki aydın bireylerin eğitim üzerine oluşturdukları veciz sözlerden hareketle eğitimin temel prensiplerini belirlemek ve eğitimin bugünkü sorunlarına çözümler üretmektir. Nitel araştırma kapsamında dokuman analizi yöntemiyle veciz sözleri kapsayan kaynaklar taranarak verilere ulaşılmıştır. Toplanan veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Veciz sözlerden elde edilen bulgulara göre eğitimin en temel unsurları; eğitimcinin insancıl olması, eğitimin evrensel değerleri öğretmesi, bireyde özgüvene dayalı motivasyon oluşturması, bilgiden ziyade beceri kazandırması gerektiğidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİİRT ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMÜ LİSANS MEZUNİYET TEZLERİ VE GENEL SORUNLAR ÜZERİNE (2017-2020)</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61443</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61443</guid>
      <author>Beşir MUSTAFAYEV,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada 2013 yılında eğitim-öğretime başlayarak 2017 yılında ilk mezunlarını veren Siirt Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Ana Bilim dalında 2020 yılına dek hazırlanmış olan lisans mezuniyet tezlerinin listesi yer almaktadır. Öte taraftan fen-edebiyat veya edebiyat fakültelerinin kuruluş amacı, alan içi iş bulma olanakları, tarih bölümlerinde öğrencilerin lisans bitime tezlerini araştırırken, yazarken karşılaştığı sorunlar ve bu tezlerin kütüphane ve arşivde bulunması, dijital ortamda depolanması konuları ele alındı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EDWARD HOPPER, NİGHTHAWKS, ( GECE KUŞLARI )</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61444</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61444</guid>
      <author>Meral LALETAŞ,</author>
      <description>Bu makalede; Ressam Edward Hopper'ın resimlerinin temel vurgusu olan bireylerin yaşadığı soyutlanma ve ruhsuzlaşmanın ressamın kompozisyonlarında kullandığı resimsel öğelerle nasıl yansıtıldığı incelenmiştir. 1930'lu yılların, yalnızlaşan bireyler üzerindeki olumsuz etkilerinden şekillenen Hopper'ın sanatında yer alan mekânlarında rahatsız edici bir terk edilmişlik hissiyle birlikte yansıtılmış resimsel elemanlar, konuya yaklaşım şekli ve resimlerinin biçimsel öğeleriyle 20. yy Amerikan toplum yapısı arasındaki bağı ortaya koymaktadır. Amerika’nın özgün sanatçılarından biri olan Edward Hopper, resimlerinde o dönemde ülkesinin tamamına hakim olan bunalım yıllarının yansımalarına yer vermiştir. Gece Kuşları \ Nighthawks adlı eserinde de insanların, yitik, yapayalnız, acılı, sakin, duygusal durumlarını anlatmıştır. Resmin yapıldığı döneme hakim olan bunalımın yarattığı üzüntü ve kasveti yaşayan Amerika’nın Manhattan Bölgesi’nde yer alan Greenwich Village’daki ucuz bir restoran ve içerisindeki dört kişi betimlenmiştir. Hopper; insanın kalabalıklar içindeki bireysel yalnızlığını göstermesiyle öne çıkan eserler üretmiştir. Temel olarak yöneldiği konu “insan” olmuştur. Çevresinden bağımsız olarak düşünülemeyen bu evrensel konuyu, yaşamış olduğu günün ve yüzyılın dünyasıyla anlatmaktadır. Bu araştırmada Edward Hopper’ın Amerikan günlük yaşamına dair görünümlerin yansımalarını ele alan eserlerin temelde ortak paydasının; hergün daha da yalnızlaşan bireyin içinde bulunduğu koşullarla birlikte yalnızlığı, yabancılaşmasına vurgu yapmaktır. Bununla birlikte Araştırmadan ortaya çıkan sonuca, bakıldığında sanatın anlatım biçimlerinin her dönem nasıl şekil değiştirdiği ve birbirinden etkilenerek dönüşümünü nasıl tamamladığı ve tüm bu karmaşa içerisinde kendini nasıl ortaya koyduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜREŞÇİLERDE TUTKUNLUK İLE ZİHİNSEL DAYANIKLILIK İLİŞKİSİNİN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61445</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61445</guid>
      <author>Mehmet ULUKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı; üniversite takımlarındaki güreşçilerin tutkunluk ile zihinsel dayanıklılıkları arasındaki ilişkiyi farklı değişkenler açısından incelemektir. Bu çalışma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Örneklem grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında üniversiteler arası Türkiye güreş şampiyonasına katılan 76 erkek güreşçi oluşturmuştur. Araştırma verileri; Madrigal ve ark., (2013) tarafından geliştirilen, Erdoğan (2016) tarafından Türkçe ‘ye uyarlanan Sporda Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği ve Vallerand ve ark., (2003) tarafından geliştirilen, Kelecek ve Aşçı (2013) tarafından Türkçe’ye uyarlanmış olan Tutkunluk Ölçeği ile elde edildi. Verilerin normal dağılımı nedeniyle parametrik testler kullanılmıştır. Ayrıca tutkunluk ve zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon analizi kullanıldı. Anlamlılık düzeyi .05 olarak belirlendi. Araştırmada elde edilen bulgulara göre güreşçilerin zihinsel dayanıklılığı ile tutkunluk ölçeğinin bütünü ve alt boyutlarının güreştiği stile göre puan ortalamaları arasında grekoromen stil güreşçiler lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Güreşçilerin kaç yıl güreş yaptığına göre, tutkunluk ölçeğinin bütünü ile tutkunluk ölçeğinin alt boyutlarının puan ortalamaları arasında pozitif yönde 5-7 yıl arası güreşenler lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Güreşçilerin günde kaç saat akıllı telefon kullandıklarına göre, zihinsel dayanıklılık ölçeğinin bütünü ile tutkunluk ölçeğinin bütünü ve uyumlu tutkunluk ve takıntılı tutkunluk alt boyutuna ilişkin puan ortalamaları arasında fark olduğu bu farkın 1 saat akıllı telefon kullanan güreşçilerin puanı ile 5 saat ve üzeri akıllı telefon kullanan güreşçilerin puanları arasında olduğu görülmüştür. Güreşçilerin spor yapma amacına göre, zihinsel dayanıklılık ölçeğinin bütünü ile takıntılı tutkunluk alt boyutu, düzeylerine ilişkin puan farkının sosyo kültürel aktivite amaçlı spor yapanların puanı ile kişisel amaçlı spor yapanların arasında olduğu görülmüştür. Güreşçilerin sporda zihinsel dayanıklılık ölçeği puan ortalaması ile tutkunluk ölçeği puan ortalaması arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde ilişki olduğu görülmüştür. Güreşçilerin zihinsel dayanıklılığındaki değer artışı ile güreşçilerin tutkunluk ölçeği ve olumlu tutkunluk ile takıntılı tutkunluk alt boyutu puanlarının da arttığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JANE AUSTEN’IN EMMA ADLI ROMANINDA VE AMY HECKERLING’IN CLUELESS ADLI FİLM ADAPTASYONUNDA İRONİYİ KEŞFETMEK</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61446</guid>
      <author>Neslihan ALBAY,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Jane Austen tarafından yazılan Emma, Georgian-Regency İngilteresi&amp;#39;ndeki soylu kadınların yaşamlarına ışık tutan bir komediye, gençlik gururu ve romantik anlamda yanlış anlamalara dayanan bir roman. Evlilik, yaş, cinsiyet ve sosyal statü gibi farklı konuları araştıran roman, birkaç filme uyarlanmıştır. Amy Heckerling’in Clueless filmi Jane Austen’in romanı Emma’nın özel bir uyarlaması olmasada, hikayesi romanla yakından ilgilidir. Heckerling’in akıllı ve eğlenceli film uyarlamasında, baş kahraman Cher, çöpçatan oynamayı seviyor ve iki asosyal ve düşük dereceli öğretmeni bir araya getirmeye karar veriyor. Bu başarılı girişim, başkaları için daha iyi işler yapmada onu motive eder. Ancak, Elton Tai&amp;#39;yi açıkça reddettiğinde ve Cher&amp;#39;i baştan çıkarmayı planladığında yeni projesi geri tepiyor. Tai&amp;#39;yi tamamen değiştirmeye çalışırken Cher, Emma gibi birçok hata yapar ve Tai&amp;#39;yi doğru kişi Travis&amp;#39;ten yanlış kişi Elton&amp;#39;a yönlendirir. Benzer şekilde, Tai, Josh ile çıkma konusunda yardım isteyene kadar Cher, Josh&amp;#39;a olan duygularının farkında değildir. Cesareti kırılmış olan Cher, kendi arzuları ve duyguları konusunda kaybolur ve clueless, Cher, Josh&amp;#39;un kendisi ile ilgilendiğini fark eder. İroni ve yanlış anlamalarla dolu hem roman hem de film uyarlaması, hayatlarını daha anlamlı hale getirmek için hayırsever projeler yürüten şımarık ve işgüzar kahramanları ön plana çıkarır, ancak bu karakterler kibir veya kendi yanılsamalarından dolayı hayal kırıklığına uğrarlar. Hayal gücü, algıları veya yüksek yargılama iddiaları genellikle Emma ve Cher’in hayatında hatalara yol açar. Evlilik yoluyla sosyal anlamda ilerleme kaydetme yolunda kadınlar için çok önemli bir yere sahip olan sosyal statüyü yükseltmenin önemini vurgulayan roman ve film, statünüzün çok üstünde evlenmenin çatışmalara yol açtığını göstermektedir. Bu makalenin amacı, erken olgunlaşmış Emma ve Cher&amp;#39;in güçlü sosyal sınıf anlayışlarına rağmen ironik davranışları ve deneyim eksikliği nedeniyle çöpçatanlıkta nasıl ciddi hatalar yaptığını göstermektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODERNİZMDEN GÜNÜMÜZE YARATICI YIKICILIĞIN TARİHSEL MEKANI OLAN KENT YAŞAMINDA RESİM SANATI</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61447</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61447</guid>
      <author>Evren Karayel GÖKKAYA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kenti toplumsal yaşamın merkezi haline getiren modernizme başlangıç olarak Endüstri Devrimi&amp;#39;ni alabiliriz. Sanayileşme ve makineleşmenin beraberinde gelen sosyolojik, politik, ekonomik bunalımların yaşandığı bir ortamda filizlenen modern sanat hareketi kentsel bir olgu olarak görülmektedir. Bu dönemin sanatçısı hızla bir değişim içinde olan kent hayatı içinde “an”ı yakalama, yeni olanın peşinden koşma, özgün ve biricik olma gayesi ile düşünsel yanının da ağır bastığı yeni bir sanatçı kimliği ortaya koymuştur. Modernizm&amp;#39;de eşitlik, ilerleme, özgürlük kavramlarıyla beraber anılan kent olgusu zamanla özgürlük umutlarının mekanı olmaktan uzaklaşmıştır. Sosyal kuramcı David Harvey’in yaratıcı yıkıcılığın tarihsel mekanı olarak tanımladığı bu kent ortamlarının sanatçılar üzerinde yarattığı etki sanat tarihin baş yapıtlarını ortaya çıkarmıştır. İnsanları fiziksel olarak yaklaştıran kalabalıklaşma, ruhsal olarak birbirinden uzaklaştırırken, kent; meta odaklı yüzeysel ilişkilerin kurulduğu bir yaşam alanına dönüşmüş ve kentleşme doğadaki diğer canlıların yaşam alanları hunharca katletmiştir. Bu çalışmada ressamların özelinde sanatçıların dünyada ve Türkiye&amp;#39;de bu yaşam alınından nasıl etkilendikleri, kentlerin yaratıcı mı yoksa yıkıcı mı olduğu temel sorusunu irdelenecektir. Varılacak nokta sosyal kuramcı David Harvey tarafından çok güzel özetlenmiştir. “Kent; yaratıcı yıkıcılığın tarihsel mekanıdır.”</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEMİNİST PAZARLAMA: KADIN HAREKETLERİ TARAFINDAN DİLE GETİRİLEN TALEPLERİN REKLAM İLETİLERİNDE SUNUMU</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61448</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61448</guid>
      <author>Mustafa C. SADAKAOĞLU,, Sedef KARABAŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan ayrımcılıktan mustarip kadınlar tarafından başlatılan muhalif hareketler üç asırlık geçmişe sahiptir. Ekonomik, siyasal ve sosyal hayatta kadınlara yer açılması talebiyle verilen mücadeleler güçlü etkiler yaratmış olsa da genellikle kısmi düzenlemelerle geçiştirilmiştir. Dolayısıyla modern uygarlığa ilişkin kavrayışın şekillendiği 18. yüzyılın ikinci yarısından bu yana muhalif kadın hareketleri canlı birer güç merkezi olarak kalmıştır. Günümüzde kadın hareketlerince dile getirilen taleplerin reklam içeriklerinde kullanılması nedeniyle kadınların tüketim sürecindeki yeri ile kadınların taleplerine katkısını tartışmaya açmaktadır. Bu nedenle çalışma, reklam içeriklerinde kadın hareketlerine gösterilen ilgi üzerine yoğunlaşmakta ve kadınlar tarafından dile getirilen taleplerin reklam iletilerinde sunum tarzlarını popülerleşme olgusu bağlamında tartışmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>REMAKE FİLM AFİŞLERİNİN SEMİYOTİK İNCELEMESİ: OLD BOY FİLMİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61450</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61450</guid>
      <author>Cahit ÜSTÜN</author>
      <description>Sinema filmlerini duyurmanın en geleneksel ve yaygın yöntemlerinden birisi film afişleridir. Geçmişten günümüze film afişleri, gelişen ve değişen teknolojiyle beraber oldukça değişmiştir. Film afişi filmin bir temsilidir ve bu anlamda kullanılan renk, fotoğraf, yazı gibi öğeler film açısından önemlidir. Afiş içeriğinin öğeleri, temsil ettiği göstergeler açısından anlamsal ve sembolik olarak irdelenmelidir. Görsel sanatlar toplumların kültürel kodlarını da yansıtır. Bu bağlamda seçtiğimiz örnek film olan “Old Boy” filminin Güney Kore filmi olması ve Amerika’da yeniden çekilmesi, kültürlerarası bir boyutta afişlerin incelenmesi açısından önemlidir. İki farklı kültürün aynı hikayeyi farklı bağlamlarda nasıl işlediği ve pazarladığı bu çalışmanın değindiği noktalardandır. Aynı zamanda iki film arasında geçen yaklaşık on senelik periyot içerisinde afişlerin geçirdiği değişime de değinmek gereklidir. İlk filmin çekildiği 2003 yılı henüz Web 2.0’ın yeni ortaya çıktığı bir dönemdir. 2013 yılı ise film pazarlamasında sosyal medyanın yaygın kullanılmaya başlandığı bir döneme denk gelmektedir. Bu bağlamda iki filmin afişlerinde dijitalleşmenin ne kadar etkisi olduğunu tespit etmek gereklidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


