






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS), Yıl 2021 Sayı 36</title>
    <link>https://journalofsocial.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2063</link>
    <description>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TÜRKİYE'DE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAPSAMINDA KADIN GİRİŞİMCİLİK VE TURİZM; GÜNCEL PROBLEMLERİN SWOT ANALİZİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61529</guid>
      <author>H.Neyir TEKELİ,, Gül YILMAZ</author>
      <description>Kırılgan bir ekonomiye sahip olan Türkiye’ nin, ekonomisinin büyümesi ve ekonomik potansiyeli daha etkin hale getirmesi yeni iş imkanlarının sağlanması ile olacaktır. Yeni iş alanlarının oluşabilmesi için girişimcilerin ve bilhassa kadınların girişimcilik faaliyetlerinin teşvik edilmesi gerekmektedir. International Labour Organization, Organisation for Economic Co-operation and Development, United Nations gibi uluslararası kurumlar, bilhassa kadın işgücünün devletlerin istihdamına katılması ve kadın istihdamını güçlendirilmesi için turizm sektörünü bir fırsat alanı olarak tanımlamaktadır. Global olarak ve ülkeler nezdinde, turizm endüstrisinin; kadının işgücünün ülkelerin istihdamına katılmasında fırsat sunabilme potansiyeli, sadece Türkiye de değil tüm dünyada yükselen bir ivme arz etmektedir. Kadın girişimciliğinin ekonomik ve toplumsal hayata önemli yarar ve fırsatlar sunduğu, kadınların kendi ülke ekonomilerini geliştirmede potansiyel girişimcilik faaliyetleri ile önemli bir kaldıraç kuvveti oluşturduğu söylenebilir. Örneğin, Avrupa’da (Avrupa Birliği ve diğer ülkeler), tahminler göstermektedir ki, yaklaşık 16 milyon işverenden, kendi işinde çalışan kadın sayısı 10 milyondan fazladır ve Amerika’da 9.2 milyon insan için istihdam sağlayanların 6.4 milyonu kendi işinde çalışan kadınlardan oluşmaktadır. Böylece kadın patronlar girişimsel ekonominin önemli bir bölümünü temsil etmektedirler. Türkiye’de ise kadın girişimci oranının diğer Avrupa ülkelerine göre oldukça düşük seviyede kaldığı ve %13 olduğu belirtilmektedir (Delmar, 2003: 14).1980’lerden itibaren hızlı bir gelişme gösteren girişimcilik anlayışı, erkekler kadar kadınların da ilgi alanı içerisine girmiş, onları da bu süreçte iş yaşamının vazgeçilmez aktörleri haline getirmiştir. Özellikle kırılgan bir ekonomiye sahip olan ülkemizde, ekonomiyi büyütmenin, zengin olmanın, kullanılmayan potansiyeli etkin hale getirmenin ve yeni iş sahaları oluşturmanın yolunun kadınların girişimcilik faaliyetlerinin teşvik edilmesinden geçtiği üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Bu bağlamda, kadın girişimcileri destekleyen politika ve programların ön plana çıkartılması ve kadınların da ,ekonomik ve sosyal yaşamdaki potansiyellerini harekete geçirecek gücü kendilerinde görmeleri gerekmektedir.Turizm sektörünün de emek-yoğun özelliği, istihdamı arttırarak işsizliğin önlenmesinde kurtarıcı rol oynamaktadır. Hizmetler sektörü içerisinde yer alan turizm sektöründe 1996-2016 yılları arasında Türkiye de; 2 milyon 210 bin kişi istihdam edilmiştir. Yine geçtiğimiz 1996-2016 yılları arasında turizm sektörünün toplam istihdam içerisinde aldığı pay ise genelde %8 civarında gerçekleşmiştir. Tahminlere göre 2025 yılında turizm sektöründeki toplam istihdam sayısı 2 milyon 817 bin kişiye ulaşacaktır.(Şit,M.,2016,S.101) 2013 yılında Türkiye de turizm endüstrisinde çalışan erkek iş gücünün oranı %70 iken; kadın iş gücünün oranı %30 civarındadır. Turizmde sektöründe istihdam oranları; erkeklerin 2006’da %74,3 iken 2013’de %70,1’e düşmüş, kadınların ise %25,7’den %29,9’a yükselmiştir (Uğuz ve Topbaş 2016:S. 67). Bu artış trendi turizm işletmelerinin yükselen bir pozitif ivme ile kadın çalışan istihdam etmeleri ile açıklana-bilirken, turizm sektöründeki kadın iş gücü ve istihdamı için de önemli bir veridir. (Uğuz ve Topbaş 2016: s. 68). Bu araştırmada; Türkiye’de ki turizm de yer alan kadın girişimciler ve mevcut durumları üzerine literatür çalışması yapılacaktır. Türkiye’de bulunan kadın girişimciler üzerine SWOT Analizi yapılıp, Türkiye’de turizm sektöründe yer alan kadın girişimcilerin karşılaştıkları sorunlar üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENTSEL AKARSU KORİDORLARINDA REKREASYONEL DURUM ANALİZİ: ÇANKIRI TATLIÇAY ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61534</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61534</guid>
      <author>Özgür Burhan TİMUR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Rekreasyon, dinlenmek, eğlenmek, yeniden canlanmak anlamına gelen Latince’de recreatic sözcüğünden dilimize geçmiş olan bir kelimedir. İnsanların günlük rutinleri dışında yapmış oldukları dinlendirici ve eğlendirici faaliyetleri rekreasyonel faaliyeler, bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için gerekli potansiyele sahip alanları da rekreasyonel alanlar olarak tanımlayabiliriz. Rekreasyon alanları, halkın psikolojik, fiziksel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamasının yanı sıra kent ekolojisine önemli katkıları bulunan alanlardır. Kent parkları, ormanlar, açık yeşil alanlar ve akarsu koridorları, halkın rekreasyonel ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli potansiyel alanlardır. Bu çalışmada, Çankırı ilinde kent içinden geçen ve kent için potansiyel bir rekreasyon alanı olan akarsu koridorunda, kent nüfusuna göre hesaplama yapılarak 101 kişiye rastlantısal örnekleme yöntemi ile anket çalışması yapılmıştır. Kullanıcıların rekreasyonel eğilim ve taleplerinin araştırıldığı çalışmada, alanın eksikleri belirlenmiş, alanda yapılan rekreasyonel faaliyetlerin kalitesinin arttırılmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Çalışma sonucunda, alanın rekreasyon faaliyetleri için güvenlik ve temizlik açısından sorunları olduğu, alanda spor, koşu ve yürüyüş alanlarının arttırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>20. YÜZYIL MÜZİĞİ YENİ NOTASYON UYGULAMALARI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61536</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61536</guid>
      <author>Kutup Ata TUNCER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma, 20. yüzyıl müziğiyle birlikte yeni çıkan akımlar ve türlerin özelliklerini yansıtabilmek için uygulanmış yeni notasyon biçimlerini incelemek için araştırılmıştır. Orta çağın başlarından itibaren gelişimini sürdüren geleneksel notasyon, her dönemdeki müzikal üslubun değişmesine rağmen genel yapısını 20. yüzyıla kadar korumuştur. Ancak modern dönemin müzikal anlatımını ifade etmek için farklı yöntemler denenmiş ve bu arayışların ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı bir soru işareti oluşturmuştur. 20. yüzyılda önerilen pek çok notasyon yaklaşımı olmasına rağmen, günümüzde hâla geleneksel notasyon tercih edilmektedir. Bunun nedenlerini anlayabilmek için öncelikle 20. yüzyılda ortaya çıkmış yeni müzik akımlarını incelemek ve bu akım bestecilerinin besteleme anlayışlarında neden geleneğe karşı çıktıklarını anlamak gerekmektedir. 1800’lü yılların sonlarına doğru romantizm, klasik üsluptan almış olduğu tüm müzikal birikimi en zirve noktasına taşımış ve müziğin tüm öğeleri (armoni, ritim, melodi, form, orkestrasyon, vb.) sınırların zorlandığı bir seviyeye getirilmiştir. Romantik dönemin kromatizmi yavaş yavaş sona ererken, 20. Yüzyılın atonalitesi, yerini almaya başlamıştır. Özellikle serialist yaklaşımlar, bu akımın öncüsü olmuştur. Bu çalışmanın amacı, 20. Yüzyıl müziğinde ortaya çıkmış yeni yaklaşımlar ve bu yaklaşımların nasıl bir nota yazısıyla ifade edildiğini incelemektedir. Çalışmanın inceleme konusunu oluşturan notasyonlar ise literatür taraması sonrası en karakteristik örnekler olarak tespit edilmiştir. Analizler sonrasında yeni notasyonun yorumlanması ve icrası sırasında yaşanan problemler ve zorluklar detayları ile tartışılmıştır. Bu zorlukların icracıya yeni müziği anlama ve yorumlama konusunda büyük sorumluluklar yüklediği ve bunun da yeni müziğin icra sıklığını olumsuz etkilediği, ve bu notasyon uygulamalarının kalıcılığı ve sürekliliğinde engel oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu engellerin aşılması ve yeni müziğin ve notasyonunun bundan sonraki bestecilere ve icracılara kılavuz olabilmesi için her akım ve esere dair kodlama ve kavrama araştırmalarına ihtiyaç vardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLSEM ÖĞRETMENLERİNİN DÜŞÜNME STİLLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61532</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61532</guid>
      <author>Zehra TOPAL ALTINDİŞ,; Serap EMİR , Oktay KILIÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Araştırmada, Türkiye’ deki Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) görev yapan öğretmenlerin düşünme stillerinin incelenmesi, en az ve en çok hangi düşünme stillerini seçtiklerinin/tercih ettiklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, BİLSEM öğretmenlerinin yöneldikleri/tercih ettikleri düşünme stillerinin; branş, mesleki kıdem, cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyleri vb. değişkenlere göre istatistiksel olarak nasıl farklılık gösterdiğini ortaya koymaktır . Araştırma kapsamında BİLSEM’ lerde çalışan farklı branşlardan toplam 240 (kadın134, erkek 106) öğretmene ulaşılmıştır. Bu araştırmada, BİLSEM’ deki öğretmenlerin düşünme stillerini belirleyebilmek için, Sternberg ve Wagner (1992) tarafından geliştirlen, Buluş (2006) tarafından Türkçe’ ye uyarlanan “Düşünme Stilleri Envanteri” ile katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmanın kapsamına uygun olan “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. BİLSEM öğretmenlerinin düşünme stillerindeki değişiklikleri tespit edebilmek amacıyla t-testi ve (ANOVA) tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, BİLSEM öğretmenlerinin en çok tercih ettikleri düşünme stilleri; Yargısal (x̄ = 28, 72), Yasama (x̄ = 28, 44) ve Liberal/Yenilikçi (x̄ = 28.00) düşünme stilleri olurken en az tercih ettikleri düşünme stillerinin ise, Muhafazakar (x̄ = 14,91) ve Global (x̄ = 17,45) düşünme stilleri olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bu farlılıklar tartışılmış ve alana yönelik öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SURİYELİ ÇOCUKLARIN TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNE ENTEGRASYONUNUN DESTEKLENMESİ PROJESİ’NE (PİKTES) YÖNELİK ÖĞRETMENLERİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61878</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61878</guid>
      <author>Ahmet ÜSTÜN,, Derya ALİMCAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Suriye’den ülkemize gerçekleştirilen göçlerden sonra, eğitim çağındaki çocukların eğitimden mahrum kalmaması için Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi (PİKTES) uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, PİKTES projesinde görev alan öğretmenlerin projeye yönelik görüşlerini incelemektir. Çalışma kapsamında öğretmenlerin yaşadıkları sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara çözüm önerileri sunmak amaçlanmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında PİKTES projesinde görev almakta olan 8 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen verilere göre öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların; projede belli bir programın olmaması, kaynak, materyal sorunlarının yaşanması, velilerle iletişim kurmakta sıkıntılar yaşanması, eğitime uygun sınıfların olmaması, özlük haklarının yetersiz olması ve öğretmen eğitimlerinin yetersiz olması gibi sorunlar olduğu görülmüştür. Araştırma sonunda araştırmacılar tarafından bu sorunlar göz önünde bulundurularak çözüm önerileri sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODERNİZM ÖNCESİ VE MODERN BATI RESMİNDE AT FİGÜRÜ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61877</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61877</guid>
      <author>Arif Hikmet BAŞEĞMEZ,, Okan BOYDAŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ehlileştirildiği çağlardan beridir insanoğlunun birçok amaç için kendinden faydalandığı atlar, resim ve heykel sanatında da bir figür olarak zaman zaman kullanılmıştır. Yeri gelmiş tarihi kent meydanlarının kahramanlık öyküleri betimlenirken tasvir edilmiş, yeri gelmiş hayatın içinden, durağan bir sahnede olduğu gibi yansıtılmıştır. Her toplumda ve kültürde atlara yüklenen anlam ve bu hayvanların hayattaki önemi o toplumun dinamikleriyle şekillenmiştir. Savaşçı bir medeniyet için atlar asker gibi iken, bir çifti için yük hayvanı, bi avcı için iz süren bir yardımcı olabilmektedir. Resim sanatında da atlar, dönemim sanat anlayışı ve kültürüne göre farklı-farklı tasvir edilmiştir. Bu araştırmanın amacı, Modernizm öncesi ve Modern dönem batı resim sanatında at figürünün yerini ve nasıl ele alındığını incelemektir. Çalışmada Barok Dönemi’ nden başlayarak Modern Dönem (Empresyonizm) resim sanatına kadar olan aralık içerisinden birkaç resim örneği seçilmiş ve incelenmiştir. Literatür taramadan faydalanılan bu makalede, nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analize başvurularak konu izah edilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR LİSESİ ÖĞRENCİLERİNİN UZAKTAN EĞİTİME YÖNELİK TUTUMLARININ İNCELENMESİ İSTANBUL İLİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61530</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61530</guid>
      <author>Ramazan SANLAVRamazan SANLAV,, Ayten Güneş ÇELİK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmada, İstanbul ilinde bulunan spor lisesi öğrencilerinin pandemi döneminde işlenen uzaktan eğitim derslerine yönelik tutumlarının seviyesi ve bu tutumlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, aile birey sayısı, aylık gelir, çalışma odasının varlığı ve evdeki internet bağlantısının durumu gibi değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama aracı 35 maddeden oluşan ‘‘Uzaktan eğitime yönelik tutum ölçeği’’(UEYTÖ) İstanbul ilinde bulunan dört spor lisesindeki 10-11 ve 12. sınıfta okuyan 121 öğrenciye (94 erkek, 27 kadın) uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışmaya katılan öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumların düşük seviyeye yakın olduğu görülmüş, yine öğrencilerin tutumlarında cinsiyet, aile birey sayısı, aylık gelir, çalışma odasının varlığı ve evdeki internet bağlantısı gibi değişkenlerde anlamlı bir farklılık gözlenmezken, sınıf düzeyi değişkeni açısından 11 ve 12. sınıf öğrencileri arasında anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Geleceğin temel öğrenme kaynağı olması beklenen uzaktan eğitim ile eğitime karşı spor lisesi öğrencilerinin tutumlarının düşük olduğu göz önünde bulundurularak özellikle spor liseleri gibi uygulamalı derslerin yoğun olarak işlendiği bölümlerde alternatif eğitim yöntemlerin bulunmasının önemli olduğu düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPORCULARDA ALETLİ YUMUŞAK DOKU MOBİLİZASYON TEKNİĞİNİN AYAK BİLEĞİ MOBİLİTESİNE AKUT ETKİSİ: ÖN ÇALIŞMA</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61873</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61873</guid>
      <author>Özge GAZİ,; Havva Burçe GÖÇMEZ, Muhammed Yusuf KAHRAMAN , Selda UZUN</author>
      <description>&lt;p style="margin-left:-5.4pt"&gt;Yumuşak doku sertliği, kas gerginliği ve eklem hareket kısıtlılığı kas iskelet sistemi yaralanmalarına sebep olan en önemli fonksiyon bozukluklarındandır. Sporcularda ayak bileğini çevreleyen kasların gerginliği, ayak bileği eklem mobilitesini kısıtlayarak yaralanma insidansını artırmakta ve sporcunun performansını düşürmektedir. Bu araştırmada, güreşçilere uygulanan tek seanslık aletli yumuşak doku mobilizasyon tekniği (AYDMT) uygulamasının ayak bileği eklem hareket açıklığı derecesi üzerine etkisi incelenmiştir. &lt;p style="margin-left:-5.4pt"&gt;Bu çalışmaya, 14-17 yaşları arasında ve en az 2 yıldır lisanslı olan 25 güreş sporcusu dâhil edilmiştir. Sporcuların ayak, ayak bileği kaslarına ve tendonlarına 15 dakika süren tek seanslık AYDMT uygulamasından önce ve sonra ayak bileği aktif eklem hareket açıklığı derecesi (dorsi ve plantar fleksiyon) klasik gonyometre kullanılarak değerlendirilmiştir. &lt;p style="margin-left:-5.4pt"&gt;Tek seanslık&amp;nbsp;AYDMT&amp;nbsp;uygulaması sonrasında dorsi ve plantar fleksiyon eklem hareket açıklığında anlamlı düzeyde artış bulunmuştur (p&lt;0.01).&amp;nbsp;AYDMT&amp;nbsp;uygulaması öncesi 20 derecenin altında olan dorsi fleksiyon derecesi (17.92&amp;plusmn;5.55) uygulama sonrası yaklaşık 20,76&amp;deg; olan normal değerlere ulaşmıştır. Sonuç olarak, tek seanslık&amp;nbsp;AYDMT&amp;nbsp;uygulaması güreşçilerin ayak bileği mobilitesi veya eklem hareket açıklığı derecesini arttırmıştır. Bu nedenle,&amp;nbsp;AYDMT&amp;nbsp;uygulamalarının antrenman programlarına entegre edilmesi, ayak bileği esnekliğini arttırarak sporcuların yaralanma insidansını azaltmaya yardımcı olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>8.SINIF MATEMATİK DERSİNDE BİLGİSAYAR ANİMASYONLARI İLE İSPAT ÖĞRETİMİNİN AKADEMİK BAŞARIYA ETKİSİ</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61497</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61497</guid>
      <author>Gülhan YILMAZ,, Hasan ES</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, bilgisayar desteği ile ispat animasyonları hazırlanmış ve animasyonlarla yapılan öğretimin öğrenci başarısına etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Hazırlanan animasyonların konusu öğrenciler için hazırlanan hatırlama testleri sonucunda, öğrencilerin en çok hata yaptıkları 3 kazanım üzerine seçilmiştir. 3 hafta süren bu çalışmada tek grup ön-test, son-test yarı-deneysel desen kullanılmıştır. Bu araştırmada nicel veri toplama aracı olarak bir başarı testi kullanılmıştır. Uzman görüşü alınarak hazırlanan bu testte animasyon konularına ait kazanımlara uygun 15 soru bulunmaktadır. Çalışma sonucunda bilgisayar animasyonları ile ispat öğretiminin, öğrencilerin seçilen üç kazanıma ait akademik başarısını arttırdığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


