






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS), Yıl 2022 Sayı 55</title>
    <link>https://journalofsocial.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2241</link>
    <description>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Resistance to Change and Change Management in Organizations: A Comparison Study of Libya and Turkey</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63937</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63937</guid>
      <author>Taher Mohamed Yavuz Demirel  </author>
      <description>Change is a critical factor in the success of organizations, dut to the rapid development in technology and the work environment. This paper aims to compare the methods that are used in managing change among Libya and Turkey. This involves examining employees' perceptions of resistance to change. A stratified purposive sample consists of 248 managers was selected from the University of Tobruk in Libya (140) and the University of Kastamonu in Turkey (108). The data was collected using a five-point Likert scale questionnaire. The Statistical Package for the Social Sciences (SPSS), version 21 was employed to assess the reliability and validity of the study instrument. Besides, Pearson correlation analysis, and Regression Analysis, were carried out to analyze the collected data. The findings reveal that the most important cause of employees' resistance change in Libya is the lack of planning for change, and in Turkey is poor communication between management and employees. Concerning the administrative methods to overcome the resistance to change, the findings of both countries showed that the readiness to change is an essential method. Moreover, the study confirms that there are statistical differences in the causes of changes and the administrative methods regarding Libya and Turkey.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma İçin Ulusal Kırsal Ağ Yaklaşımı: Türkiye’de Ulusal Kırsal Ağ Projesi Uygulama Örnekleri</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63696</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63696</guid>
      <author>Filiz Kutluay TutarErdinç Tutar ,Yasin Sever </author>
      <description>Kırsal kalkınma kavramı; kır ve kent yerleşimleri arasındaki farkın azaltılmasını, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler aracılığıyla kırsal kesimin katılım ve katkılarının artırılmasını, ekonomik ve sosyal olanakları kısıtlı olan kırsal kesimin yaşam standartlarının yükseltilmesinin sağlanmasını, kırsal kesimin dengeli ve sürdürülebilir gelişiminin sağlanması ile ekonomik ve sosyal koşullarının iyileştirilmesini hedeflemektedir. Sürdürülebilir kırsal kalkınma ise; insan, çevre, doğal kaynaklar, gelir artışı gibi faktörlerin sürdürülebilir kullanımı ile insanların sürdürülebilir bir yaşama sahip olabilmesi için yaşam standardının yükseltilmesi anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, kırsal kalkınma politikalarının uygulanmasını sağlamak, kır ve kent yerleşimleri arasındaki sosyal, ekonomik ve kültürel farkları azaltmak, kırsal alanların varlığının devam ettirilmesini sağlamak amacıyla Ulusal Kırsal Ağ oluşturulmuştur. Bu çalışmada; kırsal alanların sürdürülebilir kalkınmasının sağlanması amacıyla oluşturulan Ulusal Kırsal Ağ ve Ulusal Kırsal Ağın Türkiye’deki uygulamaları analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Peygamberlik Binasını Tamamlayan Tuğla Rivayetinin Sened ve Metin Tahlili</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63796</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63796</guid>
      <author>Recep Aslan Zeliha Beyza Taş </author>
      <description>Peygamberler, insanlar içinden seçilmiş fakat insanlarda bulunmayan bir donanıma sahip kılınmışlardır. Bundan dolayı peygamberleri insanüstü görmek yanlış olduğu gibi, sıradan bir beşer olarak da görmek doğru değildir. Tarihde insanlara yol göstermiş olan bütün peygamberleri Allah (c.c.) görevlendirmiştir. Bunun tabii sonucu olarak da gönderilen tüm ilahi mesajlar, pek çok yönden birbiriyle benzerlik göstermektedir. Bu çalışma Peygamberlik binasını tamamlayan tuğla hadisi ile ilgili rivayetlerin amel edilebilir olup olmadığını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Makalede ilgili rivayetlerin râvileri hakkında değerlendirmelere yer verilmiş, rivayetlerin sıhhat değerlendirilmeleri yapılmış, ayrıca rivayetlerin sened ve metin tetkidi/tenkidi de yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Farklı Branş Öğretmenlerinin Dijital Oyun Oynamaya Yönelik Tutumu</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63875</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63875</guid>
      <author>Tuğba Mutlu Bozkurt Helin Olcay  </author>
      <description>Bu çalışmada, farklı branş öğretmenlerinin dijital oyun oynamaya yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Bitlis ilinde MEB’na bağlı devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin 71’i kadın (%47,0), 80’i erkek (%53,0) olmak üzere toplam 151 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada nicel yöntemlerden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma da veri toplama aracı olarak, “Kişisel Bilgi Formu”, ve “Dijital Oyun Oynamaya Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma da verilerin analizi SPSS 22 istatistik paket programı ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular öğretmenlerin cinsiyet, branş, dijital oyun oynama süresi, düzenli spor yapma durumu ve fiziksel aktivite süresi değişkenlerine göre analiz edilmiştir. Sonuç olarak; yapılan analizi sonucunda, farklı branşa sahip öğretmenlerin puan ortalamaları ile dijital oyun oynamaya yönelik tutum toplam ortalaması arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Yapılan Tukey testi sonucunda; Sözel branş derslerine giren öğretmenlerin (Türkçe, Edebiyat, Sosyal Bilgiler, Felsefe) puan ortalaması,  Özel yetenek derslerine giren öğretmenlerin (Beden Eğitimi, Resim Eğitimi, Müzik Eğitimi, Özel Eğitim) puan ortalamasından daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca cinsiyet, düzenli spor yapma durumu ve fiziksel aktiviteye katılım süresi değişkenleri ile ölçek toplam puan arasında yapılan analiz sonucunda anlamlı farklılık tespit edilmezken; dijital oyun oynama süresi değişkeni arasında anlamlı farklılık bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Talas Çeşmeleri</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63912</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63912</guid>
      <author>Handan Yerli </author>
      <description>Su, insanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu en önemli unsurlardan biridir. Yaşamı sürdürebilme ihtiyacı tarih boyunca,  insanoğlunun su kaynakları yakınlarına yerleşmesine neden olmuştur. Türk mimarisinde sokak dokusu içerisindeki en küçük yapılardan biri olan çeşme,  sosyal yasamdaki yeri ve fonksiyonuyla mimarlık tarihi içerisindeki önemini sürekli korumuştur. Çeşmeler hayır amaçlı yapıldıkları gibi, aynı zamanda dönemin mimari üsluplarını taşıyan, meydanları süsleyen, sesi ve görüntüsü ile estetik değer taşıyan, halkın su ihtiyacını karşılayan sanat eserleridir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte hızlı gelişen kentleşme ve evlere şebeke suyunun gelmesiyle önemini yitirmiştir. İnsanların temel ihtiyaçlarından biri olan su ihtiyacını karşılayan çeşme yapılarının bazıları günümüzde yol yapım çalışmaları ve kentleşmeden dolayı yok olmuş, bazıları da bakımsız ve yok olma tehlikesi altındadır. İç Anadolu Bölgesinde bulunan Kayseri ilinin güneydoğusunda yer alan ilçesi Talas, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu çalışmada Kayseri’nin Talas ilçesinde yer alan altı adet çeşme kronolojik olarak incelenmiştir. Tamamı 19.yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başına tarihlendirilen çeşmeler bağımlı, tek cepheli ve tek kemerli olarak inşa edilmiştir. Günümüze ulaşan çeşmelerden dördü yuvarlak kemerli, ikisi ise kemersizdir. İncelenen çeşmelerin kitabeleri dayanıklı bir malzeme olan beyaz mermer üzerine yazılmıştır. Kitabesi bulunmayan bir çeşme ise kaynaklardan ve benzerlerinden yararlanılarak tarihlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın amacı, Talas çeşmelerini belgelemek ve çeşmelerin hem kendi içindeki gelişimini hem de Türk çeşme mimarisindeki yerini belirlemeye çalışmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapısal Özellikleri Açısından Hititlerde Kent ve Kentleşme</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63941</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63941</guid>
      <author>Ensar Yılmaz </author>
      <description>Kent krallıkları ile partikülarist bir görünüm sergileyen Anadolu’da Hititler’in merkezi bir devlet oluşturma sürecini başlatması, MÖ 17. yüzyılda, bugünkü Çorum ili sınırları içindeki Boğazköy’ü (Hattuşa kentini) başkent olarak belirlemesine tekabül eder. Merkezi devlet sınırları içinde sosyal, siyasi ve dini yapılarını yansıtan pek çok kent kuran Hititler’in sözkonusu dönemdeki kentleşme süreçleri, kendilerinden sonraki toplumları da etkilemiş, bu toplumların kentleşme süreçlerine de damgasını vurmuştur. Dolayısıyla bizlere bıraktığı bu mirasın yapısal özelliklerini incelemek sadece o dönemi değil, günümüz kentlerini de kavrayabilmek açısından büyük bir öneme sahiptir. Anadolu coğrafyasında imparatorluk tipi ilk devlet örgütlenmesini hayata geçiren toplum olarak bilinen Hititler’de, gelişmiş bir siyasal yapının yanı sıra; canlı ve etkin bir kentsel yaşantı, çağının çok ötesinde bir diplomatik işleyiş, mesleki ve sosyal katmanlaşma ile artı-ürünün dağıtımının gerçekleştirildiği devasa ve alabildiğine renkli pazaryerlerinin bulunduğu bir ekonomik ve ticari sistem de yaratılmıştır. Fakat kentler, surlarla çevrili bir alandan ibaret değildir, daha çok geniş sınırları olan yerleşim yerleridir ve teokratik-monarşik bir yönetim sisteminin hâkim olması nedeniyle salt idari bir kimlik değil, dini bir kimlik de taşımaktadır. Ayrıca kentler, din adamları, yöneticiler ve halkın bir arada yaşadığı yerleşim birimleri de olmamıştır; sıradan halk diye tabir edilebilecek insanlar yaşamlarını küçük köy topluluklarında idame ettirmiştir. İktisadi yapısını tarım ve hayvancılığın belirlediği Hitit uygarlığında kentlerin ortaya çıkışı, öncelikle coğrafi ve fiziksel özelliklere, diğer bir deyişle güvenlik ve maişet kaygılarına göre biçimlenmiştir. Sonrasında ise iktisadi ilişkilerin üzerine siyasi-kültürel bir yapının kurulduğu anlaşılmaktadır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Doğu Asya’da Öz-oryantalizm Dalgası: Japonya, Çin ve Kore Müzik Kültürlerinde Modernleşme İdeolojisi ve Sonuçları </title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64023</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64023</guid>
      <author>Onur Şenel </author>
      <description>Modernleşmedeki başarıları açısından Doğu Asya’nın önde gelen ülkeleri olarak kabul edilen Japonya, Çin ve Kore, 20. Yüzyıldan itibaren bilim ve teknolojide Batılı güçlere yaklaşmaya başlarken kendi kültürlerine yönelik önemli bir dönüşüm sürecini de göze almışlardır. Bu süreçte yeni ideolojinin bir simgesi olarak gördükleri müzikte değişim arayışı çoğunlukla kendi kültürlerini Batının gözünden yargılamaya dayalı öz-oryantalist bir tavırdan hareketlenmiş, Batılı görünüme kavuşma ideali geleneksel müzikleri değiştirdiği kadar müziğin tanımını ve toplumsal görünümünü de biçimlendirmiştir. Modernleşmeyi birbirleriyle ilişki olarak deneyimleyen bu ülkeler ortak tarihlerinin yanında kendilerine özgü toplumsal ve siyasi olayların sonucu olan farklı deneyimler de geçirmiştir. Bununla birlikte müzikte modernleşme uğraşının sonuçları bu üç ülke için oldukça benzer kalmış ve 19. Yüzyıldan itibaren maruz kaldıkları özoryantalizm dalgası kendi müzik kültürlerinin görünümü 21. Yüzyılda bile etkilemeye devam ederek Batı müziği ve bu müziğin unsurlarının yerel kültürün parçası olacak şekilde içselleştirilmesine yol açmıştır. Bu bağlamda bu makalede, Doğu Asya’da modernleşme ideolojisinin kökeni ve zaman içindeki evrimi ile bu ideolojinin müzikteki yansımaları öz-oryantalizim kavramı çerçevesinde sorgulanarak, kendilerine özgü modernleşme deneyimleri yaşayan Japonya, Çin ve Kore’nin ulusal müzik hareketleri, geleneksel müziklere yönelik reform çabaları, yeni müzik idealleri ve müzik eğitimi hedefleri ile 19. Yüzyılda müzikte ortaya çıkan modernleşme dalgasının bu ülkeler üzerinde devam etmekte olan sonuçları ele alınacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Pandemi Sürecinde Beden Eğitimi ve Spor Dersine Katılan Öğrencilerin Korku ve Depresyon Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64026</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64026</guid>
      <author>Muhammet Kocamaz Murat Erdoğdu </author>
      <description>2019 yılı içerisinde Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlı Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve dünya ülkelerine ani şekilde yayılan koronavirüs salgını gündelik hayatta çeşitli sınırlandırmalar oluşturması sebebiyle birçok psikolojik problemlere neden olmuştur. Hastalığın kişiler arası bulaşma olasılığının minimum seviyeye indirilmesi maksadıyla konulan tedbirlerden sosyal mesafenin korunması, izolasyon kurallarının yanı sıra normal hayata dönüş sürecinin ne kadar zaman alacağının bilinememesi insanlarda belirsizliğin doğurduğu korku ve kaygıya yol açmıştır. Bireylerin ev içerisinde geçirdiği zaman diliminin artış gösterip aktivitelerin azalması depresyon riskini yüksek seviyeye çıkarmıştır. Salgın sebebiyle online eğitime geçiş yapılması, okul müfredatında özellikle bire bir temas gerektiren beden eğitimi dersine karşı bir takım tedirginliklere de neden olmuştur. Bu çalışma 2020-2021 eğitim –öğretim yılında uzaktan eğitim derslerinde online beden eğitimi ve spor dersine katılan öğrencilerin covid-19 salgınına yakalanma korkusu ve depresyon seviyelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın verileri, online formlar kullanılarak öğrencilerin kendi istekleriyle katılımı esas alınarak toplanmıştı. Çalışmada  ‘Demografik Bilgi Formu’, ‘Covid-19 Korku  Ölçeği (KKÖ)’ ve ‘Back Depresyon Ölçeği (BDÖ)’ veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Çalışmaya 56 erkek 62 kadın öğrenci olmak üzere toplam 118 kişi katılım sağlamıştır.&#13;
Sonuç olarak; cinsiyete göre Covid-19 korku düzeyi incelenmiş olup kadın bireylerin erkek bireylere göre Covid-19 korku düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Cinsiyete göre depresyon düzeyleri arasında anlamlı farklılığa ulaşılamamıştır. Sınıf düzeyine göre yapılan analiz sonucunda Covid-19 korku düzeyleri arasında anlamlı farklılığa ulaşılamamışken, depresyon düzeyleri arasında 6. sınıf ve 8. sınıf bireyler arasında anlamlı farklılığa ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Kamu Kurumunun Dönüşümü: Sosyal Güvenlik Kurumu Taşra Teşkilatı Tecrübesi</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64027</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64027</guid>
      <author>Serdar Şahin</author>
      <description>Sosyal Güvenlik kavramının ortaya çıkışı sanayileşme ile ilgilidir. Sosyal Güvenlik modern devletin önemli bir gündemidir. Türkiye’de 1980 yılından itibaren serbest piyasa ekonomisine geçilmiş, kamu yönetimi anlayışı da bu çerçevede değişikliğe uğramıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu bu dönüşümlerin derin bir biçimde etkilediği kurumlardan bir tanesidir. Sosyal güvenliğin temelde sosyal sigorta, sosyal yardım ve sosyal hizmetler gibi alanları kapsayan bir yapıya sahip olduğu söylenebilir.&#13;
Bu makalenin amacı, Türkiye’de özellikle 2000’li yıllardan itibaren yaşanan dönüşümü Sosyal Güvenlik Kurumu taşra teşkilatı örneği üzerinden değerlendirmeye çalışmaktır. Bu kapsamda, Sosyal Güvenlik Kurumu personeli olarak uzun süredir edinilen tecrübelere istinaden yaşanan sorunlara yönelik bazı çözüm önerilerinde bulunmaya çalıştık. Makalenin ilk bölümünde Türkiye’de sosyal güvenliğin kilometre taşlarına göz attık. İlerleyen bölümlerde 2006 yılındaki sosyal güvenlik reformu ile gerçekleşen birleşmeyi ele aldık. Son bölümde ise Sosyal Güvenlik Kurumu Taşra Teşkilatı’nda yaşanan sorunlara ve çözüm önerilerine eğildik. Sosyal güvenlik; Devletin, vatandaşlarını sağlığı ve geleceğini teminat altına almasını sağlayan düzenlemeler bütünü olarak ifade edilebilir. Sosyal güvenlik alanında yapılacak yeni ve yetkin çalışmalara duyulan ihtiyaç ise açıktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Narsistik Kişilik Bozukluğunun Tedavisinde Psikodinamik Terapi</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64034</guid>
      <author>Nuran Korkmaz YıldırımAyça Ferda Kansu </author>
      <description>Narsistik kişilik bozukluğu günümüzün yeni sınır kişilik bozukluğu olarak dikkat çekmektedir. Özellikle son dönemlerde oluşan gelişmeler narsistik kişilik bozukluğunu yakından incelemeyi gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada narsisizm bir kişilik bozukluğu olarak ele alınmakta ve bu bağlamda meydana gelen gelişmeler ele alınarak piskoterapinin bozukluğun tedavisine ilişkin önerebilecekleri değerlendirilmektedir. Çalışmada öncelikle narsisizm kavramı kısaca tanıtılarak, kavramın bir kişilik bozukluğu olarak ele alınmasının tarihçesine değinilmektedir. Daha sonra narsisizmin bir kişilik bozukluğu olarak özellikleri ve tedavisine ilişkin perspektifler incelenmektir. Çalışmanın son bölümünde psikodinamik terapinin temel kavramlarının narsistik kişilik bozukluğunun tedavisinde oynayabileceği roller değerlendirilmektedir. Bu bölümde tartışma hem teorinin hem de uygulamanın sunduğu potansiyel katkılar incelenmektedir. Çalışma psikoterapinin narsistik kişilik bozukluğunun tedavisinde nasıl faktör olabileceğini içeren ortak bir çerçeve tartışması ile sonlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fiziksel Aktivite, Sorumluluk ve Çok Boyutlu Erteleme İlişkisi </title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64135</guid>
      <author>Arkun TatarAylin Zekioğlu ,Sami Çamkerten </author>
      <description>Bu çalışmada ertelemenin sporcu olmayan grupta fiziksel egzersiz yapma, sorumluluk ve sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın özgün yanlarını, ertelemenin çok boyutlu olarak ele alınması, büyük bir katılımcı grubuna uygulama yapılması ve fiziksel egzersiz yapma ile erteleme ilişkisine bakılması oluşturmaktadır. Çalışmaya 18-73 yaşları arasında (ort. = 27,84 ± 11,16 yıl) 662 kadın ( % 59,2) ve 457 erkek ( % 40,8) olmak üzere toplam 1119 kişi katılmıştır. Çalışmada, üç boyutlu yapıyla değerlendirilen A Erteleme Ölçeği-15 ve Büyük Beş-50 Kişilik Testi’nin Sorumluluk faktörü kullanılmıştır. Fiziksel egzersiz yapma durumu, Sorumluluk faktör toplam puanı ve sosyo-demografik özellikler bağımsız değişkenler olarak alınarak, çok değişkenli lojistik regresyon analizi kullanılarak erteleme düzeyi grupları yordanmıştır. Ayrıca erteleme ölçeği alt boyut toplam puanları fiziksel egzersiz yapma durum grupları açısından çok değişkenli varyans analiziyle (MANOVA) karşılaştırılmıştır. Sonuçlara göre davranışsal erteleme, fiziksel egzersiz yapma, sorumluluk faktörü, medeni durum ve çalışma durumu; bilişsel erteleme, fiziksel egzersiz yapma, sorumluluk faktörü, yaş ve çalışma durumu; duygusal erteleme, sorumluluk faktörü, medeni durum ve çalışma durumu; erteleme geneli / bütünü ise fiziksel egzersiz yapma, sorumluluk faktörü, yaş, medeni durum ve çalışma durumu tarafından yordanmıştır. Düzenli fiziksel egzersiz yapan grubun diğer gruplardan davranışsal ve bilişsel erteleme düzeyinin düşük, duygusal erteleme düzeyinin ise yüksek olduğu görülmüştür. Sonuçlar, ertelemenin farklı türlerinin yordanmasında farklı değişkenlerin etkili olduğunu göstermiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


