






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS), Yıl 2026 Sayı Cilt 12 Sayı 4</title>
    <link>https://journalofsocial.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=4196</link>
    <description>JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>İlkokul Öğrencilerinin Sınıf Kitaplığındaki Kitapları Okumalarına İlişkin Sınıf Öğretmenlerinin Görüşleri</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89305</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89305</guid>
      <author>Ebru PolatMuamber Yılmaz </author>
      <description>&lt;h1 style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-weight: normal;"&gt;Sınıf kitaplıkları, öğrencilerin okuma alışkanlıklarını geliştirmede önemli bir rol oynar. Bu ortamlar, öğrencilerin kitaplarla etkileşimini artırarak eğitim süreçlerinin kalitesini yükseltir. Sınıf kitaplıklarının erişilebilir, çeşitli ve motive edici özelliklere sahip olması gerekir. Ülkemizde sınıf kitaplıkları yaygın olmakla birlikte, öğrencilerin bu kaynakları etkin kullanımı konusunda öğretmen görüşleri sınırlıdır. Çoğu öğretmen, öğrencilerin okuma motivasyonunu artırmak için çeşitli yöntemler uygulamakta, ancak takip ve teşvik mekanizmalarında zorluklar yaşamaktadır. Bu araştırma, ilkokul öğrencilerinin sınıf kitaplığındaki kitapları okumalarına ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu rastgele örnekleme ile seçilen 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak dört açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmış; açık kodlama ile “okuma motivasyonu” ve “takip yöntemleri” gibi temalar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin %73,3’ü kitap takibinde manuel araçlar kullandıklarını, %10’u dijital araçlar kullandıklarını, %23,3’ü sözlü/etkileşimli yöntemler kullandıklarını; %53,3’ü alınan kitapların okunup teslim edildiğini, %36,7’si kısmen okunduğunu, %10’u pek okunmadığını; %66,7’si öğrencilerin okuma motivasyonunun orta düzeyde olduğunu, %20’si düşük, %13,3’ü yüksek olduğunu ifade etmişlerdir. Okuma motivasyonunu artırmak için %53,3’ü okuma etkinlikleri düzenlediklerini, %23,3’ü ödül sistemleri uyguladıklarını, %20’si veli iş birliği yaptıklarını, %40’ı kitap tanıtımı yoluyla popüler kitaplar kullandıklarını belirtmişlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&#13;
&lt;h1 style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;</description>
      <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırılgan Alanlarda Bilgi Üretmek: Şiddet Araştırmalarında Analitik Otoetnografik Bir İnceleme </title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90448</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90448</guid>
      <author>Merve Hepbenli Gülten Uçan </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;Bu çalışma, adli sosyal hizmet bağlamında şiddet mağduru kadınlarla yürütülmesi planlanan yapılandırılmış bir araştırma tasarımının saha koşullarıyla karşılaştığında araştırma sürecinin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini incelemektedir. Türkiye’de bir adliye kurumunda boşanma süreci devam eden kadınlarla yürütülmesi planlanan bir müdahale araştırması sırasında ortaya çıkan yöntemsel tıkanma deneyimi, analitik otoetnografi yaklaşımı çerçevesinde ele alınmıştır. Araştırmanın veri seti, araştırmacının saha deneyimlerine ilişkin geriye dönük anımsamaları, saha notları ve etik kurul süreçlerine ilişkin kurumsal belgelerden oluşmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;Refleksif değerlendirme ve tematik analiz sonucunda başlangıçta veri toplayamama sorunu olarak değerlendirilen yöntemsel krizin, bireysel bir başarısızlıktan ziyade daha geniş yapısal ve bağlamsal dinamiklerle ilişkili olduğu görülmüştür. Analiz bulguları, disiplinler arası kurumsal sınırlar, adli sürecin yarattığı duygusal yük, adliye mekânının simgesel etkisi, velayet kaygıları, görünmeyen bakım emeği ve araştırmacının karşılaştığı duygusal gerilimlerin veri üretim sürecini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Bu faktörlerin birlikte etkisi, başlangıçta planlanan nicel araştırma tasarımının saha koşullarında uygulanabilirliğini önemli ölçüde sınırlamıştır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;Saha deneyimi, araştırmacının araştırma sürecine ilişkin başlangıç varsayımlarını yeniden değerlendirmesine ve katılımcı güvenliği ile araştırmacı refahını merkeze alan daha esnek ve refleksif bir araştırma yaklaşımına yönelmesine yol açmıştır. Bu bağlamda çalışma, kırılgan gruplarla yürütülen araştırmalarda katı deneysel tasarımların her zaman saha koşullarıyla uyumlu olmayabileceğini ortaya koymaktadır. Analitik otoetnografi yaklaşımı aracılığıyla gerçekleştirilen bu çalışma, şiddet alanında bilgi üretiminin etik, kurumsal ve duygusal boyutlarını analiz ederek sosyal hizmet ve sosyal bilimler alanında bağlama duyarlı ve etik açıdan dikkatli araştırma yaklaşımlarının gerekliliğine işaret etmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yetenek Yönetiminde Dijital Dönüşüm ve Öne Çıkan Temalar: VOSviewer Kullanılarak Yapılan Bibliyometrik Bir Analiz</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94468</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94468</guid>
      <author>Dinçer Salih Demirkol Arzu Uğurlu Kara </author>
      <description>&lt;span lang="EN-US"&gt;Geleneksel yetenek yönetimi uygulamaları esas olarak deneyime ve sezgiye dayalı karar vermeye dayanırken, dijital dönüşüm ise veri odaklı karar vermeye, dijital işe alım platformlarına, yapay zeka destekli yetenek eşleştirme araçlarına ve kişiselleştirilmiş çalışan deneyimlerine vurgu yapmaktadır. Bu çalışmanın amacı, yetenek yönetimi alanında dijital dönüşüm üzerine yapılan akademik araştırmaların genel eğilimlerini belirlemek ve literatürdeki ana temaları bibliyometrik yöntemlerle analiz etmektir. Dijital dönüşüm, yapay zeka ve veri analitiği uygulamalarının insan kaynakları ile yetenek yönetimi alanlarında giderek yaygınlaşan etkisini yansıtan güncel dönemi kapsaması nedeniyle, bu çalışmada 2017&amp;ndash;2026 yılları arasında gerçekleştirilen araştırmalar incelenmiştir. Web of Science (WoS) veri tabanından “Yetenek Yönetimi”, “Yapay Zeka”, “Dijital Dönüşüm” ve “Dijital İK” anahtar kelimeleri ile elde edilen 304 yayının ülkelere göre dağılımı, zaman içindeki büyüme eğilimleri, genel araştırma eğilimleri, doküman türleri ve indekslere göre dağılımı incelenmiştir. Bibliyometrik analiz sürecinde VOSviewer yazılımı kullanılarak ortak yazar analizi, yazar atıf analizi, kaynak atıf analizi, ülke atıf analizi, kurum atıf analizi, anahtar sözcük analizi, bibliyografik eşleşme analizi ve eş atıf analizi gibi ağ analizleri için haritalar oluşturulmuştur. Analiz sonuçları özellikle son yıllarda yetenek yönetiminde dijital dönüşüm konusunun akademik çevrelerde büyük ilgi gördüğünü ortaya koymaktadır. 2017 yılından bu yana akademik yayınlarda genel bir artış olduğu ve çalışmaların en fazla 2024&amp;ndash;2025 yıllarında olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları, yayınların büyük bölümünün makale türünde olduğunu, ağırlıklı olarak işletme ve yönetim alanlarında yoğunlaştığını ve öne çıkan temaların dijitalleşme, yapay zeka, veri analizi ile çalışan deneyimi olduğunu göstermektedir. Ülke bazlı analiz sonuçlarına göre Avustralya, Kanada ve Hırvatistan bu konuya akademik olarak en fazla katkı sağlayan ülkelerdir. Sonuç olarak, yetenek yönetiminde dijital dönüşüm konusu, son yıllarda akademik çevrelerde ilgi gören ve disiplinlerarası bir yapı kazanarak öne çıkan önemli bir araştırma alanı haline gelmiştir. Bu çalışma, Web of Science verileri ile VOSviewer tabanlı bibliyometrik ağ analizlerinden yararlanarak literatürdeki araştırma eğilimlerini ortaya koymakta ve gelecekte yapılacak ampirik ve teorik araştırmalar için yol gösterici bir çerçeve sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Jeopolitik Gerilimler ve Ekonomik Kırılganlık: ABD–İran–İsrail Çatışmasının Türkiye Ekonomisine Muhtemel Etkileri</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94594</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94594</guid>
      <author>Mikail ErolYaşar Çoruh </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal; mso-pagination: none;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-language: TR;"&gt;Ortadoğu’da derinleşen jeopolitik gerilimler, başta enerji güvenliği olmak üzere küresel ekonomiyi doğrudan tehdit etmekte ve bölgeye komşu ülkelerin makroekonomik dengelerini sarsmaktadır. Bu derleme çalışması, ABD&amp;ndash;İran&amp;ndash;İsrail ekseninde tırmanan askeri ve diplomatik krizlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olası etkilerini enerji, finansal ve ticaret&amp;ndash;reel sektör kanalları çerçevesinde analitik bir bakış açısıyla değerlendirmektedir. Çalışmada mevcut literatür ve ikincil verilerden yararlanılarak üç temel aktarma mekanizması incelenmektedir. Enerji kanalı incelendiğinde, Orta Doğu merkezli çatışmaların petrol ve doğal gaz fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturduğu ve bu durumun enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye’de maliyet enflasyonu, cari açık ve kur geçişkenliği üzerinden makroekonomik istikrarı tehdit ettiği görülmektedir. Finansal kanal açısından değerlendirildiğinde, artan jeopolitik risk algısının Türkiye CDS primlerini yükselteceği, sermaye çıkışlarını hızlandıracağı ve döviz kuru üzerinde baskı oluşturacağı öngörülmektedir. Ticaret ve reel sektör kanalı çerçevesinde ise bölgesel istikrarsızlığın ticaret yollarında yarattığı aksaklıkların, ihracat performansı ve lojistik maliyetler üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu; İran ve Körfez bölgesiyle yürütülen ticaretin kırılgan bir yapı sergilediği anlaşılmaktadır. Senaryo analizi çerçevesinde sınırlı gerilimden yüksek yoğunluklu krize uzanan bir spektrumda değerlendirilen etkiler, çatışmanın şiddet ve süresine bağlı olarak yönetilebilir düzeyden yapısal ve kalıcı bir niteğe dönüşebileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular; enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi, cari açığın yapısal bileşenlerinin azaltılması ve uluslararası finansal güvenlik ağlarına erişimi kolaylaştıracak mekanizmaların önceden değerlendirilmesi yönünde politika önerileri ile desteklenmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Bilgi Sistemleri: Dijitalleşme, Yapay Zekâ Entegrasyonu ve Küresel Stratejiler</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=95096</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=95096</guid>
      <author>Merve Kodalak Abdurrahman Yunus Sarıyıldız </author>
      <description>&lt;p style="text-align: justify;" data-path-to-node="1"&gt;Sağlık hizmetlerinde verimliliği artırmak, hasta güvenliğini güçlendirmek ve maliyetleri optimize etmek amacıyla kullanılan Sağlık Bilgi Sistemleri (SBS), son yıllarda yapay zeka (YZ) ve ileri dijitalleşme teknolojilerinin itici gücüyle köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu çalışmada, 2003&amp;ndash;2025 dönemini kapsayan temel literatür ve güncel araştırmalar sistematik olarak gözden geçirilmiş; sistem entegrasyonu, yönetimsel verimlilik, klinik karar destek yetenekleri ile etik ve hukuki boyutlar, Türkiye'den ve uluslararası arenadan örnekler üzerinden karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bulgular, tam entegre SBS yapılarının operasyonel hataları ve iş akışı kesintilerini önemli ölçüde azalttığını; derin öğrenme tabanlı algoritmaların ise özellikle radyolojik tanı ve ilaç keşfi gibi alanlarda insan performansını aşan doğruluk ve hız sergilediğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, HL7 FHIR gibi küresel birlikte çalışabilirlik standartlarının yaygın olarak benimsenmemesi, artan siber güvenlik tehditleri (özellikle fidye yazılımları), algoritmik önyargı riski ve "Çoklu Eller Problemi" (Problem of Many Hands) bağlamında ortaya çıkan sorumluluk belirsizlikleri, sürdürülebilir ve güvenilir bir dijital dönüşümün önündeki temel engeller olarak tespit edilmiştir. Çalışma, sağlık bilgi sistemlerinin pasif kayıt ve arşivleme araçlarından çıkarak stratejik karar destek ve yönetişim mekanizmalarına evrildiğini göstermektedir. Sonuç olarak, gelecekteki sağlık ekosisteminde başarı; teknolojik altyapının güçlendirilmesine, veri güvenliği ve mahremiyetinin KVKK ve GDPR gibi düzenlemeler çerçevesinde sağlanmasına ve sağlık profesyonellerinin dijital yetkinliklerinin sistematik olarak geliştirilmesine bağlıdır.</description>
      <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nasreddin Hoca Fıkralarıyla Yazım Kurallarını ve Noktalama İşaretlerini Öğrenme</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=95132</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=95132</guid>
      <author>Okan BaysalHülya Baysal </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%;"&gt;Bu çalışmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin noktalama işaretlerini doğru kullanma ve yazım kurallarını uygulama becerilerinin belirlenmesi, bu becerilerde görülen hataların azaltılması ve Nasreddin Hoca fıkralarına ve Atatürk ile ilgili anekdotlara dayalı etkinliklerin öğrencilerin yazılı anlatım becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen temelinde yürütülmüştür. Çalışma grubunu ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören 45 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin 20’si deney grubunda, 25’i kontrol grubunda yer almıştır. Deney grubunda, Nasreddin Hoca fıkraları ve Atatürk ile ilgili anekdotlar temel alınarak yazım kurallarını uygulama ve noktalama işaretlerini doğru kullanmaya yönelik dikte, metin tamamlama, hata düzeltme, yeniden yazma ve sınıf içi uygulamalı etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda ise Türkçe Öğretim Programı doğrultusunda sürdürülen olağan öğretim süreci devam etmiştir. Veri toplama sürecinde İş Kavuktaysa adlı Nasreddin Hoca fıkrası ile Atatürk’ün Ağaç Sevgisi adlı metinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin öntest ve sontest uygulamalarındaki yazım ve noktalama hataları ayrı ayrı puanlanmıştır. Elde edilen veriler, karma desenli faktöriyel ANOVA ile çözümlenmiştir. Bulgular, deney grubunda hem noktalama işaretlerini kullanma hem de yazım kurallarını uygulama bakımından hata ortalamalarının belirgin biçimde azaldığını göstermiştir. Araştırmanın deney grubu lehine anlamlı olması, Nasreddin Hoca fıkralarıyla ve Atatürk ile ilgili anekdotlara dayalı yürütülen uygulamalı çalışmaların öğrencilerin yazım ve noktalama becerilerini geliştirmede etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, kültürel, tarihi ve mizahi yönü güçlü metinlerle yürütülen uygulamalı Türkçe etkinliklerinin öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini desteklediği söylenebilir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgütlerde Kendi Kendine Konuşma Davranışının Öz Düzenleme Kuramı Bağlamında İncelenmesi: Sistematik Bir Literatür İncelemesi</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=95190</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=95190</guid>
      <author>Kübra Sağlam Görkenİbrahim Bozacı ,İsmail Gökdeniz </author>
      <description>&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;İş hayatının getirdiği dinamik ve baskıcı unsurların çalışanların bilişsel kapasiteleri üzerinde ciddi bir yük oluşturduğu görülmektedir. Bu yükle başa çıkmada bireysel bir strateji olarak öne çıkan kendi kendine konuşma, bireyin kendi içsel diyaloglarını düzenleyerek davranışsal çıktılar üretmesini sağlayan dinamik bir mekanizmadır. Düşüncenin yapı taşlarından biri olan kendi kendine konuşma; sorun çözme, dikkat, odaklanma, planlama gibi yüksek bilişsel görev durumlarında ortaya çıkmakta ve sorunların çözümünü kolaylaştırabilmektedir. Ancak, psikoloji literatüründe geniş bir yer tutan bu kavramın, örgütsel davranış ve yönetim alanında hak ettiği yapısal ilgiyi henüz tam olarak görmediği saptanmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, örgütsel bağlamda çalışanların kendi kendine konuşma davranışını özdüzenleme kuramı bağlamında değerlendirmek ve bu süreçlerin iş çıktıları ve iş performansı üzerine etkisine yönelik literatürü sistematik olarak incelemektir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Yönetim ve iş dünyası literatüründe kendi kendine konuşma kavramının nasıl ele alındığını ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada, önde gelen akademik veri tabanları (Web of Science, Scopus, EBSCO, Google Scholar) taranarak konuyla ilgili öne çıkan teorik ve ampirik araştırmalar özdüzenleme kuramı çerçevesinde incelenmiştir. Özdüzenleme kuramı bağlamında değerlendirildiğinde kendi kendine konuşmanın örgütlerde çalışanların yoğun iş talepleriyle başa çıkabilmelerini, performanslarını sürdürebilmelerini ve duygularını yönetebilmelerini sağlayan önemli bir bilişsel araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Çalışma, örgütsel bağlamda kendi kendine konuşmayı incelemek isteyen araştırmacılara kuramsal ve yöntemsel öneriler sunması bakımından literatürde önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dokunsal Algıdan Görme Krizine Sanat Tarihinde Haptik Kuramın Soykütüğü</title>
      <link>https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=95269</link>
      <guid isPermaLink="true">https://journalofsocial.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=95269</guid>
      <author>Mustafa Elmas</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 110%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-no-proof: yes;"&gt;Bu çalışma, sanat tarihi ve görsel kültür kuramında haptik kavramının soykütüğünü kurmayı ve bu kuramsal birikimi ekran temelli dokunmatik görsel kültür bağlamında sınamayı amaçlamaktadır. Çalışmada izlenen yol Alois Riegl’in taktil/optik ayrımı, Walter Benjamin’in dokunsal alımlama çözümlemesi, Gilles Deleuze’ün haptik görme kavrayışı, Maurice Merleau-Ponty’nin görme ile dokunmanın iç içeliğine ilişkin fenomenolojisi ve Laura U. Marks’ın haptik görsellik kuramından oluşan beş durağı kapsamaktadır. Çalışma tümüyle kuramsaldır. Kavram-tarihsel okuma ile soykütüksel ve karşılaştırmalı çözümlemeye dayanmaktadır. İnceleme iki bulgu ortaya koymaktadır. İlk olarak haptik tek bir tanıma indirgenemez. Kavram biçimsel bir algı kategorisinden bir duyum metafiziğine, oradan bir izleme deneyimine ve nihayet bir arayüz pratiğine doğru anlam değiştirerek ilerlemektedir. İkinci bulgu ise dokunmatik ekranın bu birikimi hem doğrulamakta hem de tersine çevirmektedir. Göz-el-ekran ilişkisinin fizikselleşmesiyle haptik görme düz anlam kazanmaktadır. Ancak kavramın bu biçimde düz anlam kazanması okülarsentrizme yönelik eleştirel gücünü askıya almaktadır. Kavramın çağdaş verimi, arayüzün aksadığı, görüntünün bozulduğu eşiklerde aranmalıdır. Türkçe literatürde bu hattı bütünlüklü biçimde kuran bu çalışma, imge merkezli görsel kültür çözümlemesine bedensel ve duyusal bir eksen önermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-08-03</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


